Akıllı Telefon Bağımlılığını Bırakın

0
68

Leslie Perlow “Sleeping With Your Smartphone” isimli yeni kitabında güçlü uzmanların her hafta birkaç saat mobil cihazlardan nasıl uzak kaldıklarını ve hayatlarını nasıl daha verimli hale getirdiklerini açıklıyor. Bu tür “öngörülebilir boş zamanlar” telefona çok bağlı çalışanların iş hayatlarını ve yaşamlarını daha iyi kontrol etmelerine yardımcı olabilir.

Editörün notu: bir konserde, filmde, piyeste, plajda hatta bir cenazedeki kalabalığa göz atın, büyük olasılıkla oradaki birkaç kişinin akıllı telefonlarına gizli bir şekilde uzun uzun baktıklarını görürsünüz. Zil sesleri ve mesaj uyarıları, nerede oldukları fark etmeksizin onları cezbetmeye ve bu dünyadan alıkoymaya yeterlidir.

HBS Profesör Leslie Perlow diyor ki:

“Telefon çaldığı zaman çok azımızda bunu görmezden gelecek zihinsel metanet var.”

Leslie Perlow yeni kitabında (Sleeping With Your Smarthphone), danışmanlardan oluşan küçük bir grubu her hafta önceden belirlenmiş bir kaç saat, mobil cihazlarından uzak tutmak için nasıl büyük bir çaba sarf ettiğini ve bunun onları nasıl daha verimli hale getirdiğini açıklıyor. Aşağıda kitaptan alıntı yapılan kısımda “öngörülebilir boş zaman” şeklinde anılan planlanan ayırma sürecinin telefona bağlı çalışanların hem kendi iş yaşamlarını hem de hayatlarını daha iyi kontrol altına almalarına nasıl yardımcı olacağını açıklamaktadır.

“SLEEPING WITH YOUR SMARTHPHONE (AKILLI TELEFONUNUZLA UYUMAK) KİTABINDAN ALINTI”

Her şey benim deneysel bir araştırmamla başladı, ortağım Jessica Porter ve ben dünyanın en seçkin ve iddialı profesyonel hizmet firmalarından biri olan “Boston Consulting Group’daki ” (BCG) altı kişilik “Vaka ekibi”ni keşfetmek amacıyla bu araştırmaya başladık. Her hafta planlanmış bir zamanda ne kadar süre işten kopulduğunu ölçebilmek için beraber çalıştık.

Bu mütevazı deney sadece bireylerin çalışma yaşamları için değil aynı zamanda takımların çalışma süreçleri ve sonuç olarak müşteriler içinde büyük sonuçlar ortaya çıkardı ve bu deney BCG takımları içinde daha da fazla uygulandı ve genişletildi. Dört yıl sonra, beş kıtada otuz ülkeden dokuz yüzü aşkın BCG ekipleri katıldı.

“Sleeping With Your Smarthphone” BCG ile aynı hikayeyi paylaşıyor. Aynı zamanda bir rehber gibi bir takımdaki herhangi biri veya takımın lideri için, küçük ve büyük organizasyonlarda orta ve üst düzey yöneticiler için, Amerika Birleşik Devletleri’nde ya da başka ülkelerde büyük küçük demeden tüm kuruluşlara hizmet veriyor. İmkansız gibi

görüneni mümkün hale getirmek istiyor: İş geliştirme sürecinde mümkün olduğunca çok telefonun kapalı olmasını hedefliyor.”Sleeping With Your Smarthphone”,bir sürecin BCG ekipleri tarafından Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya’da başarıyla test edilmesi için tam olarak ne yapılması gerektiğini önermektedir. İyi ve çok iyi olmayan yöneticilerle, büyük ve küçük ekiplerde; kısıtlı süreli ve baskının minimize edildiği uygulama süreçleri gerçekleştirdik. Bu süreci “PTO” diye isimlendiriyorum çünkü insanlar “öngörülebilir boş zamanı” oluşturabilmek için beraber çalıştıkların da, takımlar ve eninde sonunda kurum tüm faydayı sağlıyor.

Açık olmak gerekirse, PTO tüm sorunları çözmez fakat artan değişikliklerle ilgili özellikle iş hayatınızı ve işinizi daha iyi, daha verimli hale getirmeyi, geliştirmeyi garanti eder.

HİÇ KİMSENİN HAYAL BİLE EDEMEDİĞİ YERDE DEĞİŞİMİ YARATMAK

Deney yapmak için Boston Consulting Group’u seçtim, çünkü uzmanlarının performansı hakkında geniş çapta bir şüphe söz konusuydu. Danışmanlarından birinin yaptığı ” Bu şekilde olmak zorunda” açıklaması meslektaşlarına aksetti. “İşin doğası budur. Müşteriler kaliteli hizmeti alabilmek için büyük meblağlar öderler ve (hak ettikleri hizmeti) umarlar.”

insanlar “öngörülebilir boş zamanı” oluşturabilmek için beraber çalıştıkları zaman, insanlar, takımlar ve eninde sonunda kurum tüm faydayı sağlıyor.

“İNSANLAR “ÖNGÖRÜLEBİLİR BOŞ ZAMANI” OLUŞTURABİLMEK İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARI ZAMAN; İNSANLAR, TAKIMLAR VE ENİNDE SONUNDA KURUM TÜM FAYDAYI SAĞLAR.”

Danışmanların çoğu yeni mezun çalışanları için ödedikleri 100.000$ ve en kıdemli ortakları için ödedikleri yıllık milyonlarca dolar maaşı ortaya çıkan talebin bedeli olarak kabul ederler. Bunun yanı sıra benzersiz performans sergileyen, dünyanın önde gelen kuruluşlarının karşılaştığı önemli sorunları çözmek için birlikte çalışan yüksek kabiliyette ki iş arkadaşları ve müşterileri de bu kapsamdadır.Esas olan özgeçmiş ve iş tecrübesi değil karşılaşılan kompleks ve acil sorunları çözmektir.

Aynı zamanda artan iş hacminin aynı standartta ilerlemesi de isteniyordu. Kişisel yaşamlarına daha fazla zaman ayırmak isteyenler için işi bu firmaya bırakmaktan başka alternatif yoktu ve BCG’nin en yetenekli danışmalarından bazıları da dahil birçoğu öyle yaptı. Düşündüm ki eğer değişim burada teşvik edilebilirse, her yerde gerçekleştirilebilirdi.

Benim bundan sonraki mutluluğumu düşünün, dört yıl sonra Boston ofisinde yaptığımız ilk deneyde, firmanın kuzeydoğu ofislerindeki (Boston, New York ve Washington dahil)danışmanlık personellerinin % 86’sı benzer PTO deneylerini yapan ekiplerdi. Bu ekip üyeleri iş ve çalışma hayatlarındaki genel memnuniyet oranları açısından, PTO deneylerine katılmayan diğer takımlardaki meslektaşlarından çok daha fazla şanslıydı.

Örneğin:

(%27’ye karşı) %51 sabah işe başlamak için heyecanla kalkıyor

(%49’a karşı) %72 kendi işinden memnun

(%38’e karşı) %54 sahip olduğu iş-yaşam dengesinden memnun

PTO ekipleri ile çalışanların önemli ölçüde daha fazla işbirlikçi, verimli ve etkili olduğunu tespit ettik.

%91’i (%76’e karşı) takımlarını işbirlikçi olarak görüyor

%65 (%42’e karşı) takımlarının verimli olmak için elinden gelen her şeyi yaptığını düşünüyor

%74 (%51’e karşı) takımlarının etkili olmak için elinden gelen her şeyi yaptığını düşünüyor

BCG için mutlu sonuç ise: “PTO deneyimine sahip bireylerin (%40’a karşı %58) uzun vadede kendilerini firmalar da görmelerini ve müşterilerine önemli ölçüde değer kattıklarını (%84’e karşı %95) hissetmeleridir.” BCG müşterileri PTO ekipleriyle olan deneyimlerinde nötrden ciddi anlamda pozitif fayda sağladıklarına dair dönütlerde bulundu. BCG’nin CEO’su, Hans-Paul Bürkner’a göre, “Bu deneylerle yapılan süreç kanıtlamış oldu ki, iş-yaşam dengesini sağlamak sadece daha sürdürülebilir bir kariyer yapmak için değil aynı zamanda müşteri memnuniyeti, danışman geliştirme ve iş hizmetleri ekibinin etkinliğini artırmak için de yararlı oldu. Bu BGC’nin geleceğinde bir kültür halini alacak gibi gözüküyor.”

6)YANIT DÖNGÜSÜ: 7/24 ALIŞKANLIĞININ KÖKÜ

PTO’nun hem bireylerin iş yaşamları için hem de işin kendisi için daha verimli olmasının nedeni: çok yoğun çalışan yöneticiler ve profesyoneller kaçınılmaz bir şekilde kendilerinin ve iş arkadaşlarının hayatlarını daha yoğun, daha bunaltıcı, daha zorlu ve olması gerekenden daha az tatmin edici hale getirme eğilimindedir.Bu kısır döngü sonucunda iş süreci olması gerekenden daha az etkili ve daha az verimli hale gelir. PTO’nun gücü bu kısır döngüyü kırar, baskıyı azaltır, bireylere şahısları ve çalışma süreçleri için daha cazip bir şekilde vakit geçirme özgürlüğü sunar.

Bu keşfettiğimiz tespit 1600 yönetici ve profesyoneli kapsayarak yapılan araştırmaların birinde ortaya çıktı.

Bir örnekte, çalışanların yüzde 92’si bir haftada en az 50 saat çalıştığını bildirdi. Bu grubun üçte biri ise bir hafta içinde en az 65 saat çalışıyordu. Ve çalışanların çoğu için bir hafta boyunca gerçek çalışma saatleri 20-25 saati geçmiyordu. %70 ‘i her gün kalktığında bir saat boyuncu akıllı telefonlarıyla uğraşıyor, %56’sı ise yatmadan bir saat öncesini yine akıllı telefonlarıyla geçiriyor. %46’sı hafta sonları hatta cuma, cumartesi geceleri dahi zamanlarını sürekli telefonlarıyla geçiriyor. Tatile çıkıldığında da durum farklı değil , %51’lik bir kitle sürekli olarak akıllı telefonunu kontrol ediyor. Eğer bir hafta boyunca internet bağlantısız kalmak zorunda olsalar, bu durum için %44’i, büyük bir kaygı yaşardım diyor.

Ve araştırmadaki kişilerin %26’sı, akıllı telefonları ile uyuduğunu itiraf etti. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar büyük bir anlaşma “üzerinde”.

İnsanları iş ortamlarında gözlemleyip, takip ederek çalışma süresince, boş oldukları ve çalışmadıkları zamanları belirledik ve çalışmama sürelerinin öngürülemeyen bir eğilim üzerinde olduğunu keşfettik. Aslında bu şaşırtıcı değildi. Çalışmak için sürekli konsantre halinde olmaya çalışmak büyük bir baskı oluşturur.

Katılımcılarımızın cevaplarına göre biz buna “yanıt döngüsü” demeliydik. Bu durum müşterilerden veya takım arkadaşlarından gelen sürekli isteklere yanıt verebilme gibi meşru bir gerekçeden kaynaklanıyordu. İnsanlar artan talepleri en iyi şekilde karşılayabilmek için zamanlarını ”kullandıkları teknolojiye adapte olma, günlük programlarındaki değişimler, çalışma biçimleri, aileleri ile olan iletişim ve arkadaşlarıyla olan etkileşim” gibi ihtiyaçları karşılamak için harcıyor. Meslektaşlar hızlı çözüm üretme deneyimini yaşadıklarında kendi istekleri artıyor. Saatlerce çalışmalarına rağmen işlerine gereğince adanmadıkları damgası vurulmaması için, çoğu (acil olsun ya da olmasın) bu fazladan talepleri kabul ediyor.

Ve böylece bu döngü: takım arkadaşları arasında, üstleri ve astları daha fazla istekte bulunmaya ve devamlı birbirlerinin beklentilerini karşılamaya buna bağlı olarak da yükselmeye, kendilerine ayırdıkları kişisel zamanlara dahi talep oluşmasına ve bu zamanları da iş için harcamalarına neden oluyor. Sonunda bu döngü (istemeden) büyüyor ve maalesef ki insanların çoğu hafta da 7/24 kendilerini çalışmaya kaptırdıklarını fark edemiyorlar. İnsanlar işlerinin, özel hayatlarının içine girmesine engel olamıyor. Kendilerine yapıkları baskının kaynağını, iş hayatlarına dayandırdıkları için aslında en büyük düşmanlarının kendileri olduğunun farkına varamıyorlar.

İnsanların fazladan taleplere uyum sağlamak yerine yapılacak işler için alternatif yollar bulmaya karar verdiklerini hayal edin. Artık üzerinizdeki tüm baskılara uymak zorunda olmadığınızı bu doğrultuda sürekli çalışmak zorunda kalmayacağınızı düşünün.

Daha verimli ve etkili çalışma yollarının keşfedildiğini, kazanmanın bireysel değil kurumsal olduğunu hayal edin. İşte PTO tekniği, tüm bu yanıt döngüsünü kırarak istenileni yapma gücüdür.

Harvard Business School Profesörü Leslie A. Perlow’un http://hbswk.hbs.edu/item/breaking-the-smartphone-addiction yazısından çeviridir.

Leslie A. Perlow (Harvard Business School’da Profesör)