Almanya Gezisinin Bana Düşündürdükleri – Deniz İLBAYLI

0
240

Zaman zaman Uzak Doğu’ya ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerine gerek iş için gerekse gezme amaçlı ziyaretler yapıyorum. Bu zamanlarda tüm algılarımı açık tutup, gözlemler yapmak çok hoşuma gidiyor. Kültürleri, insanları, iş yapma şekillerini, alışveriş yöntemlerini, kısaca her şeyi gözlemlemeye çalışıyorum. Çok büyük dersler çıkarıyorum her defasında, ya da bizim ülkemizde daha iyi olan bir durumu görünce seviniyorum.

İş amaçlı gittiğim bu Almanya gezisinde, dünyada kendi alanında büyük başarılar elde etmiş, zirvede yer alan firmaları görme imkanım oldu. İçeride çalışan insanları, ofisleri, araç gereçleri inceledim, tüm radarlarımı açarak. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki Almanların sahip oldukları başarılarının altında yatan en önemli unsur gerçekten de disiplin! Yerde duran gereksiz ufak bir kağıt parçasına, ya da bilgisayarın arkasında serbest duran kablo görüntüsüne bile tahammül edemiyorlar. Her şey düzenli ve her şeyin bir kuralı, yöntemi var. Müthiş bir sistem kurmuşlar ve herkes bu sistemin kurallarına uyuyor. Ayrıca kesinlikle gereksiz yere fazladan çalışmıyorlar, verimlilikleri en üst seviyede. Bu yüzden özel hayatlarına da çok güzel zaman harcıyorlar. Önceliklerini çok güzel belirliyorlar.

Biz neden bu noktalara ulaşamıyoruz? Bu kadar yoğun çalışmamıza rağmen neden hayat şartlarımız bu seviyelerde değil diye sormadan edemedim kendime. Düşündükten sonra anladım ki, eğer bir millet ortak bir payda, amaç, felsefe uğrunda çalışıp, aynı zamanda birbirini severek, sayarak, değer vererek yaşayabiliyorsa sanırım bu, sorunun da cevabı oluyor. Kendi ülkemizde ne yazık ki bizler birbirimizi sevmiyor, saymıyor, değer vermiyoruz. Farklılıkları kabul edip, ortak bir payda altında toplanamıyoruz. Halen 30 yıl öncesinin sorunlarını bugünün sorunları olarak konuşup tartışıyoruz. Bizim ülkemizde yeni yollar, barajlar yapmak başarılı bir hizmet olarak tanımlanırken, adamlar milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki cisimlerin fotoğraflarını çekiyor. Halkımız ne yazık ki okumuyor, gelişmiyor, öğrenmiyor, sorgulamıyor.

Diğer büyük ekonomilere, başarılara, teknolojilere sahip ülkeleri gözlemlediğimde yine hepsinde ortak olarak gözlemlediğim bir konu var. Kendilerine inanıyorlar ve üstün olarak görüyorlar. Yaptıkları işe değer katmak için çalışıyorlar ve çok seviyorlar. Bu özgüven onlara gerçekten başarı getiriyor. Sanırım bizim ülkemiz insanlarında eksik olan bir konu bu da. Kaçımız işini gerçekten severek yapıyor, değer katıyor? Çoğumuz sadece geçinebilmek için çalışmıyor muyuz, mecburen? Zorluklara, meydan okumalara ne kadar dayanabiliyoruz ya da gönüllü olabiliyoruz bu gelişebilme fırsatlarına? Memur zihniyetli değil miyiz çoğumuz? Mutlaka tüm bu tanımların dışında olan, çok çalışan, üreten, geliştiren insanlarla dolu, çok başarılı kurumlar da var bu ülkede ama yetmiyor bu, her tarafa yayılmalı, tüm kültürümüze işlemeli, gerçekten başarılı olmak istiyorsak. Sürekli tatil hayali kuran, tüketim delisi, vizyonu olmayan, çalışmayı sevmeyen bir gençlik üretiyoruz. Eğitim sistemimiz sürekli değişiyor, halen bulamadık kendimize uygun bir sistemi. Gençlerin kafaları sürekli karıştırılıyor.

Almanya sokaklarında dolaşırken halen dünya kupası sırasında asılmış olan yüzlerce Alman bayrağının asılı durduğunu gördüm araba ve evlerin camlarında. Bizim ülkemizde nerdeyse insanlar çekiniyor artık kendi ülkesinin bayrağını cama asmaya. Bu korkutulmuş, ezilmiş, yıldırılmış kültür insanlarımızı bilinçli bir şekilde bu noktalara getirmiş. İnsanlar rahat konuşamıyor, düşüncelerini dile getiremiyor, getirirse de baskı görüyor, alay ediliyor ya da dışlanıyor. Aynı ülke içinde yaşayan onlarca farklı amaca hizmet eden bir millet haline getirildik. Aynı bayrak altında, tüm bu farklılıkları kendi avantajımıza kullanarak zenginleşeceğimize, sinerji oluşturacağımıza, gittikçe daha fazla bölündük, ayrıldık.

almanya-turkiye

Bu ülke her şeyiyle çok zengin, değerli ve önemli bir ülke ve ona sahip olması gerekenlerde bizden başkası değil. Bizi birbirimizden uzaklaştırmak isteyenlere inat yeniden birleşebilsek, sevebilsek birbirimizi, anlayabilsek, saygı duyabilsek farklılıklarımıza, şiddetten, terörden uzak durabilsek, bunun aslında kendi kuyumuzu kazmak olduğunu bilebilsek. Hep beraber daha büyük başarılara ulaşabilsek sporda, bilimde, sanatta. Kendi markalarımızı yaysak dünyanın her yerine, çok çalışsak disiplin ile ve gerçekten bir fayda sunabilsek yaptığımız her iş ile. Bizi yönetenler bu kadar çok yemese, gerçekten ülkesine hizmet etmek için çalışsa, daha eğitimli, donanımlı, bilgili insanlarca yönetilebilsek! Doğru insanlar, doğru koltuklara oturabilse, gerçekten hakkaniyet ve adalet gelebilse ülkemize.

İşte bu gezi bana bunları hissettirdi ve paylaşmak istedim. Belki birileri bu dileklerin bir ucundan tutar ve taşınır, yayılır diye.

Bir Cevap Yazın