Başarılı Liderlerin Kendilerine Sorulmasından Korkmadıkları 4 Soru

0
229

Diğerleri içinde en iyiyi ortaya çıkarmak için, sadece “ Bunu Yap! ” deyip, geri adım atıp, takımın çalışmasını izleyemezsiniz. Delegasyon bir eleştirel liderlik aracı olabilir fakat en iyi liderler daha adil bildiriler yaparlar ve yön verirler. Diğerlerine yaratıcı düşünmek, meşgul etmek, sorumlu olmak ve harekete geçirmek için ilham verici tarzda kışkırtıcı büyük sorular sorarlar.

Fakat liderler kendilerini nasıl motive ve meşgul tutabiliyorlar? Dışa dönerek, onlar da kendilerine birkaç kilit soru sorarlar.

Daha iyi lider olmalarına yardım edecek, ilgi çekici liderlerin kendilerine sıklıkla sordukları zorlu soruları sizinle paylaşmak için onlara yüksek enerjide 4 soru sordum. Ne dedikleri işte burda:

1) Doğru Nedenler İçin Doğru Şeyler Yapıyor muyum?

Angie Gels, Nielsen şirketinin insan kaynakları başkan yardımcısı, bize “Zaman zaman, ofis politikasının ya da güçlü kişiliklerin kararlara etki etmesi kolay oluyor. Bu yüzden kendi kendime ‘doğru nedenler için doğru şeyler yapıyor muyum?’ diye sormak zorundayım” diyor.

Mesela organizasyonun yapısı hakkında karar verileceği zaman, belirli bir bireyin etrafında takım kurmak yerine geri adım, eleştirel düşünme ve sert ama daha sağlam bir karar verme şirketin iş akışı ve sonucu için en iyisidir.

Onun sorusunu cevaplayarak, şirketteki her bir çalışanı en çok ilgilendiren kararı verdiğine emin olursun diyor Gels. “ Bu bana pastada küçük dilim yerine büyük resme odaklanmama yardım eder. Sadece kısa vadeli bir düzeltmeye karşılık uzun vadeli düşünmeyi sağlar.” Ve bu Gels’e güçlü bir profesyonel itibar kurmasında yardımcı olmuş.

“ Bu yolla operasyonda güvenilirlik kazandım ve grubun geri kalanı farklı olsa bile dürüst fikir veren biri olarak bilinen kişi haline geldim”

 

2) Ekibimle Yeterli Zaman Geçiriyor muyum?

Kevin Arceneaux, Mondelez & Nabisco şirketinin pasifik kıyı bölgesi başkan yardımcısı, bize “ Alan varlığı benim satış kariyerimin ilk yıllarına nasıl liderlik edeceğimi inşa etti. Her zaman kendimi lider gibi hissederdim. Sadece toplantılarda değil, onların mekanlarında onların ne yaptıklarını izlerken, gözlemlerken ve sorular sorarken takımın başkanı olmalıydım.

Ekip üyeleri ile yüz yüze zaman geçirmek, Arceneaux’a uzaktan lider olmak yerine, insanların ne üzerinde çalıştığını, onlar için neyin önemli olduğunu, onları neyin motive ettiğini ve zorluklarla yüzleşmelerini ilk elden görmesine izin veriyor.

“Eğer insanların gelişimiyle ilgileniyorsanız onlarla zaman geçirmenin yerini hiç birşey tutmaz” diyor Arceneaux.

3) İnsanlar Benden Uzaklaştığı Zaman Aktif Potansiyel midir?

Craig Ross, Verus Global şirketi CEO su, bize “ Hepimizin kendimize sorması gereken bir soru var ‘insanların benden uzaklaşması, aktif potansiyel midir?’” diyor.

P&G, Aetna, Nestle, ve Ford gibi firmaların üst düzey yöneticilerine eğitim veren ve onları çalıştıran Ross, liderler olarak “ Mücadelemiz diğerlerini aktivite etmeli, sınırlamamalı ve alıkoymamalı” fikrine inanıyor.

Muhtemelen siz takımını sınırlayarak yöneten bir patron talihsizliği yaşadınız. Bu tip patronlar için bir isim var: “Micromanager ( Çok yakından idare eden veya kontrol eden yönetici)”. Yöneticinin bu kelimeyi alması tam olarak “ ‘Yapamazsın’, ‘Senin yapabileceğini düşünmüyorum.’ ya da ‘Bu şekilde yapmayın’ gibi cümleleri kurmasıyla başlar. Çalışanlar kendilerini verimsiz ve değersiz hissettiren bu diyaloglarla işe odaklanma konusunda uzaklaşırlar.

İşte o yöneticilerden olmadığınızdan emin olmak için bir yol: Her diyaloga insanın yaratıcılığını, güvenini ve ona neyin iyi çalıştığını, ne öğrendiğini, nasıl üstün olacağını sorarak yaklaşmak daha doğru olacaktır.

Her bir etkileşim, üst ya da ast farketmeksizin, daha fazla başarmak ve meydan okumak için fırsat olabilir.

4) Kim Benim Yerime Geçecek, O Buna Hazır mı?

Stephanie Matthews, Gerçek Zaman Strateji Direktörü, bize “ İyi bir patron, kariyerimdeki başarının en iyi yolunun kendi yerimi seçmek ve yerleştirmek olduğunu anlatmıştı. Bu benim ekip elemanlarımın kendi iş tanımı ötesine uzanmalarında zorlanmaları anlamına geliyordu” diyor.

Matthews kolaylıkla yapabileceği bir görev gördüğü zaman, kendine “ Kim benim yerime geçecek, o buna hazır mı?” diye soruyor. Bu ona duraklatma, yansıtma ve eğer kendi yerine takımından birileri bu görevi yapmalıysa onun kim olacağını dikkate alma şansı veriyor.

Matthews bize “ Ben aynı işi daha hızlı ve daha az değişiklikle yapabilirdim, ama böyle yaparak ekibimin birşeyler kazanmasına katkım olmaz. Bir projeyi yorumlayacağımdan daha farklı ve daha iyi yorumladıkları zaman bu benim için sürpriz oluyor ve mutlu oluyorum” diyor.

Ama dikkat: Kısa vadede Anlık bir haz arıyorsanız bu sormak için uygun bir soru değildir! diyor Matthews ve ekliyor “ Bu soruyu sorma birşeyleri yavaşlatabilir ama uzun vadeli sonuçları güçlüdür.” Aslında, izin verme ve diğerlerine akıl hocalığı yapma Matthews’e kendi kariyerinde büyümesine izin vermiş ve yeni ve heyecan verici projeler almasında serbest bırakmış.

Kendinize bu dört soruyu sorarak, bilinçli kararlar verebilir, takımınızın çalışmalarda neler yapabileceğini anlayabilir, çalışanların potansiyellerini işleyebilir ve başarılı liderler geliştirebilirsiniz.

JO MILLER - 4 Questions Successful Leaders Aren't Afraid to Ask Themselves adlı makalesinden

 

 

 

Bir Cevap Yazın