Doç. Dr. Harun Reşit YAZGAN ile Röportaj

0
222

Doç. Dr. Harun Reşit YAZGAN Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesidir. Yurt içinde ve yurt dışında eğitimler almıştır ve 1994 yılından bu yana Sakarya Üniversitesi’nde eğitim vermeyi sürdürmektedir. Kendisinin bu engin bilgi ve birikimini sizlerle paylaşabilmek için bizi kırmadı ve sorularımızı cevapladı.20161014_154655__1

Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım, Harun Reşit Yazgan kimdir?

Kayseri’de doğdum, orta öğretim ve liseyi Kayseri’de tamamladım. 1982 yılında İTÜ İşletme Fakültesi, İşletme Mühendisliği bölümüne başladım. Okulu tamamladıktan sonra 1986 yılında ODTÜ’de yöneylem araştırması konusunda yüksek lisansıma devam ettim. 1987 yılında da o günlerde İTÜ’ye bağlı olan Sakarya Mühendislik Fakültesinde araştırma görevlisi olarak akademik hayata başladım. 1989-1994 yılları arasında İngiltere’de Londra Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği alanında doktora çalışmamı tamamlayarak Sakarya Üniversitesinde öğretim üyesi oldum. Başta Sakarya üniversitesi olmak üzere İstanbul, Beykent, Başkent, Atılım ve Uluslararası Saraybosna Üniversitelerinde tam zamanlı ve yarı zamanlı dersler verdim. Halen Sakarya üniversitesinde akademik çalışmalarıma devam ediyorum.

Doktoranızı Londra Üniversitesi’nde yapmışsınız. Oradaki eğitim sistemiyle burada ki eğitim sistemini karşılaştırdığımız zaman her iki tarafın eksiklerini veya iyi olduğunu düşündüğünüz yönlerini açıklayabilir misiniz?

Yurtdışındaki öğretimde en bariz farklar, bürokrasi çok daha az. Çalışmalarınıza odaklanmanız daha kolay olabiliyor. Çalışmanızın dışındaki gereksiz ve faydasız işlerle uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz. Ülkemizin şartları biraz daha farklı, kişiyi yıldırmaya ve usandırmaya yönelik pek çok bürokratik engelle mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Devlet size güvenerek sınıfı ve öğrencileri teslim ediyor, aynı devlet çok basit bir harcamada size güvenmeyerek sayısız imza bürokrasisi ile kontrol etmeye çalışıyor.

Yurtdışında kendi kendine çalışma ve problemlerini çözmeye yönelik bir ortam var. Bizde eğitimin felsefesinde yönlendirme çok hâkim. Bu da özgür düşüncenin, yenilikçiliğin önündeki en önemli engel.

Malum maç başlayınca oyunun kuralları değişmez. Bizde, kurallar dönemlere, iktidarlara, siyasi düşüncelere, inançlara, hatta yöneticilere göre, akademik öncelikler, atama kriterleri, teşvikler belki kısmen belki de tamamı revize edilebilir, 27 yıllık öğretim üyeliğimde bunlara çok şahit oldum.   Tüm bunlardan anladığımız, akademik önceliklerin ve bilimsel kriterlerin toplum ve yöneticiler tarafından içselleştirilmediği sonucuna varabiliyoruz.

Akademisyenlik için çalışma hayatını çok yaşamadan ilerlemek mümkün. Yani not ortalaması iyi olan birisi yüksek lisans, doktora ve şeklinde ilerleyebiliyor. Bu şekilde mi ilerlememiz uygun olur ya da kaç yıl tecrübe edinmemizi tavsiye edersiniz? Akademisyen olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Akademisyen olmak dünyanın her yerinde zorlukları olan bir meslek, bizim ülkemizde bu zorluk daha fazla. Daha çok verici ve daha az da alıcı olmaya baştan razı olmak gerekiyor.

Akademisyenliğe geçişte, lisans, yüksek lisans ve doktora daha yaygın takip edilen bir yol. Fakat belirli bir süre üniversite dışında çalışan sonrasında da akademisyenliğe dönen arkadaşlarımızda var. Her iki şekilde de başarılı olmak mümkün. Bunlardan hangisinin doğru olduğundan çok, her arkadaş kendi durumunu değerlendirmeli ve seçimini ona uygun olarak yapması daha doğru olacaktır. Fakat her halükârda akademisyenliği düşünen arkadaşımız 4 yılın sonunda yüksek bir ortalama ile mezun olması, planlarının gerçekleşmesine önemli katkıda bulunacaktır.

Yurt içinde ve yurt dışında yapmış olduğunuz akademik çalışmalar sonucunda ülkemizde nelerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz? Bu eksikliklerin giderilmesi için vermek istediğiniz tavsiyeler nelerdir?

Üniversitelerimizin mevcut durumunu tanzim eden geçerli mevzuatımız güncel ve ihtiyaçlarımızı maalesef karşılamıyor. Köklü reform gerektiriyor. 2547 sayılı kanun çıkalı 35 yıldan fazla olmuş. Bu zaman zarfında çok sayıda eklemeler ve değişikliklerle yamalı bohça haline dönmüş, ruhu bozulmuş. Günün ihtiyaçlarını karşılayacak zamanın ruhunu yakalayacak, akademik araştırmalara ve üniversite yönetime belki daha esnek ve özgür bir çerçeve çizen yeni yasal düzenlemeye ihtiyacımızın olduğu çok açık.

Yeni ihdas edilen akademik çalışmaların performansa göre değerlendirme maksatlı akademik teşvik sisteminin getirilmesi mantığı doğru, fakat mutlaka geliştirilmeye ve tartışılması gereken noktalar var. Çok nokta var, bunları burada tartışmak çok uygun olmamasına rağmen, yeni getirilen akademik teşvik sisteminde Türkiye’ de yapılan ulusal konferanslar hiç değerlendirilmeye alınmıyor. Bu nasıl izah edilir doğrusu çok merak ediyorum. Türkiye’de yapılan ulusal konferanslar/kongreler ve özelikle Türkçe yazılmış makaleler üretmeye ciddi özendirici yollar bulmak zorundayız. Müstemleke ülkelerindeki uygulamaları çağrıştıran düzenlemelerden sakınmak gerekmekte. Döner sermaye mevzuatı yetersiz ve yeteri kadar üniversite ve sanayi projesi yapmaya cazibe oluşturmaktan yoksun.

Üniversite sanayi iş birliği içi ne düşünüyorsunuz?

Son yıllarda üniversitelerde kurulan teknoparklar çok doğru projelerdir. Akademisyenler için piyasaya ulaşmada işlerini kolaylaştırıcı çok önemli bir araç olduğu açık, fakat bu alanda daha çok yol alınması gerektiği kanaatini taşıyorum.

Yaptığınız araştırma ve çalışmaları esnek üretim sistemleri, yöneylem araştırması tekniklerinin üretim ve servis problemlerinde kullanılması, karar verme problemlerinde ve lojistik özelikle de araç rotalama problemleri ilgili olduğunu gördüm. Bunlar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Bu maksatla bazı çalışmaları tamamladık ve devam ettiklerimiz var. Çalışma arkadaşlarımla birlikte yaptığımız çalışmalar farklılık ve çeşitlilik gösteriyor. Sizinle bir kısmını paylaşabilirim.

Projeler:

ICIM projesi 

20161014_155306Bu proje 1999 da DPT tarafından desteklenen önemli projelerden bir tanesidir. Gerçek hayattaki üretim sisteminin fabrikada ki küçültülmüş halini kapsamaktadır. Lisans ve lisansüstü çalışmalarında üretim sistemlerine ilgi duyan arkadaşlarımızın yoğum olarak istifade ettiği bir laboratuvardır. Şimdi bu projemize sanal gerçeklik (virtual reality), 3 boyutlu yazıcılar (3D printer) ve Endüstri 4.0 kavramları ile yeni bir boyut katmaya çalışıyoruz.

20161014_155158

Uzaktan eğitim projeleri:

Türkiye’de ilk uzaktan eğitim projelerini başlatan ekibin içerisinde bulundum. Bu maksatla başta kamu sonrasında da özel sektör için hem yazılım hem de içerik oluşturulması konusunda MEB, ÇŞGB, Sağlık Bakanlığı, ABİGEM vb. projelerimiz oldu.

Uzaktan eğitim, Karma eğitim modellerinin ve geleceğin eğitim modellerinin ülkemiz için çok stratejik bir konu olduğunu düşünüyorum. Fazla nüfusu ve kıt kaynakları olan bir ülkede eğitimin yaygınlaştırılmasında uzaktan eğitimin önemli bir kilit rol üslendiğini düşünüyorum. Elbette ki uzaktan öğretim yaygın öğretimin bir alternatifi olmamalı. Örgün öğretimle zaman/mekân şartlarından ulaşamadığımız alanlara ve kitlelere ulaşmak için bir yol olduğunu düşünüyorum.  Şartları gereğince örgün eğitimden yoksun ve imkanları elvermeyen kişilere uzaktan öğretim bir çıkış kapısı olabilir.

Lojistik Projeleri

Lojistik konularında da çalışmalarımız devam ediyor.

Araç Rotalama:

Günde 180 tır mal sevkiyatı yapan bir fabrikanın 200’den fazla müşterisine mal sevkiyatı bulunmakta. Bu taşıma olayında en uygun yükleme ve en düşük maliyetli rotaların bulunması problemi ile ilgili çalışmalarımız oldu.

Perakende sektöründe hizmet eden Marmara bölgesinde ana deposu ve 80’den fazla müşterisi olan bir firma için en uygun rotaların optimizasyon ve metaheuristic (sezgisel sonrası) algoritmalarla bulunması çalışması da ilginç bir çalışmamız.

Depo içi Tasarımı:

Firmaların mal sevkiyatlarında kullandıkları devasa depoları görebiliyoruz. Bu depolar içinde günlük sevkiyatların toplanması maliyeti ve süresi önemli bir konu. Bu konuda’ da hem depo içinin tasarımında hem de toplanması konusunda çalışmalarımız oldu ve yeni projelerde çalışıyoruz.

Son olarak da firmaların satış sonrası için servis merkezleri ve bu merkezleri hizmet götüreceği noktaların belirlenmesinde karbondioksit emisyonunu da dikkate alan rotalama problemleri (green VRP), Kâr amacı gütmeyen kuruluşların (insani lojistik) ihtiyaç noktalarına ulaşmada geliştirecekleri stratejilerin belirlenmesi ve en uygun depo noktalarının bulunması gibi konular ekibimizin üzerinde durduğu konular.

Endüstri mühendisliğinde okuyan bir öğrenci, öğretim dönemini nasıl planlamalı?

Bir endüstri mühendisi adayını dört ayaklı bir masaya benzetiyorum. Bir ayağı ana mesleki dersler, bir ayağı yabancı dil, bir ayağı bilgisayar ve bilişim bir ayağı da ekonomi konuları özelinde Türkiye ve dünya ekonomisi. Bunlardan birisi eksik olunca, topal masa gibi olunuyor.

Zorunlu stajlar mutlaka ciddiyetle yapılmalı. Hatta mümkünse zorunlu stajı sonrası, işletmede çalışmaya devam edilmeli. Buna ilaveten staj yaptığı yerlerle iletişimini canlı tutmalı.

Üniversitesindeki kulüp faaliyetlerine katılarak birlikte hareket etme, iş paylaşımı, ekip ruhu gibi kazanımlar elde edilmeli.

İmkânı varsa sosyal sorumluluk projelerine dahil olmalı.

Bu faaliyetler öğrencinin üniversite yaşamını renklendirecek zenginleştirecek kişisel gelişimine katkıda bulunacaktır.

Sizce endüstri mühendisi kimdir ve endüstri mühendisini başaralı yapan şey nedir?

Aşağıdaki konulara “aday mühendis” olabileceğini düşünüyorum.

  • Problem olmaktan çok problem çözmeye aday kişi,
  • Uyumlu bir takımdaki kaptan veya teknik direktör,
  • Orkestra da şef,
  • Gökyüzünde V şeklinde uçan kaz sürüsündeki en öndeki,
  • Zamanı doğru gösteren bir saatteki dişli çarklardan birisi,

Burada üniversiteden elde ettikleri kadar kendi kişisel gelişimi ile ilgili olabilecektir.

20161014_155131

Arş. Gör. Serap Ercan Cömert, Arş. Gör. Furkan Yener ve Doç. Dr. Harun Reşit Yazgan

Kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim hocam.

Bende teşekkür eder, çalışmalarınız devamını dilerim.