Endüstriyel Okumalar (ENOKU) 8 – İSTANBUL

0
141

Endüstri Mühendisliğim platformunun düzenlediği ENOKU etkinliğinin 8.’si İstanbul’da düzenlendi. 22 Ekim Cumartesi günü Kafe Kafka’da Mine Arslan ve Alican Budak tarafından gerçekleştirilen etkinlikte kitaplar verimli bir şekilde incelendi.

40 dakikalık bir okumanın sonunda incelenen kitaplar:

slack_for_ios_upload_1024

  • Amaç – Eliyahu M. Goldratt

Siparişlerin gecikmesiyle ilgili şirkete baskı yapılıyor. Ürünleri acil, çok acil, hemen yap diye üç kategoriye ayırıyorlar. “Hemen yap”lar birikiyor. Çünkü, arayan her müşteri istediği ürünü hemen istediğini söylüyor, “acil” ve “çok acil” kısımları boş kalıyor. Bir ürün 1 hafta sonra yapılması gerekirken, 3 ay sonraya sarkabiliyor. Akabinde bir grev atlatıyorlar. Üretim kapasitesi %20 düşüyor. Bununla ilgili anlatıcı fabrikayı inceliyor, aile hayatını da anlatıyor. Fabrikadaki makinelerin varlıklarını sorguluyor, işleri yavaşlatıyor mu hızlandırıyor mu diye düşünüyor. Bir üst yöneticisi 3 ay içinde işler yoluna girmezse fabrikanın tamamen kapatılacağını söylüyor. Japonlar da aynı piyasada olduğu için daha hızlı ve kaliteli üretim yapıyorlar ve şirketi rekabetin dışında bırakıyorlar. Arkadaşlarıyla fikir alışverişi yapıyorlar sürekli. Ama fikirler hep günü kurtarmaya yönelik, yazar bu fikirlerden tatmin olmuyor. Acaba şirketini kurtardı mı? Kitabı okursanız öğrenirsiniz! Bilin ki süreç daha önemli. Alican, kitabı çok beğendi ve tavsiye ediyor!,

  • Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı – Stephen Covey

Metro çok sessizken, kimse konuşmuyorken bir baba ve çocukları metroya biniyor. Çocuklar gürültü yapıyor. Metroda bir adam (anlatıcı) da bir süre sonra rahatsız olup babadan çocukların sessiz olması için uyarmasını istiyor. Baba da cevap olarak “Şimdi hastaneden geldik. Anneleri öldü. Ne yapacağımı bilemiyorum. Onlar da ne yapacaklarını bilemiyorlar herhalde o yüzden bu şekilde davranıyorlar.” dedi. Anlatıcı, o anda salt gerçeklerin gördüğü şeyler olmadığını, gerçekleri görebilmek için fark yönlerden bakması gerektiğini anlıyor.

“Bu dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz ya da nasıl görmeye koşullandırılmışsak öyle.”

“Başkaları bizimle aynı fikirde olmadığı zaman, hemen onlarda bir aksaklık olduğunu düşünürüz.”

  • Yetenek Yönetimi- Yrd. Doç. Dr. Mehmet Altınöz

Konuya girişi, bilişim teknolojisindeki gelişimler ve bilginin artan önemiyle oluyor. Teknolojiden uzak kalamayacağımızı yazıyor. Çünkü sanayi toplumuna geçiş dönemindeyiz.

“Hızlı bilgi artışının bireysel, kurumsal ve toplumsal dönüşüm ihtiyacının artmasıyla insan ögesi anahtar bir rol oynamaya başlamış. İnsan kaynakları yaklaşımına yeni birtakım rol ve sorumluluklar yüklemiştir.”

Porter’ın 5 kuvvet modelinden bahsediyor: Sektöre yeni girecek firmaların tehdidi, ikame malların tehdidi, alıcıların pazarlık gücü, tedarikçilerin pazarlık gücü ve mevcut rakipler arasındaki rekabet.

İşbirliği stratejileri ve kaynak avantajları hakkında değerlendirme yapılmış.

“İşbirliği herhangi bir pazarı öncelikle de denizaşırı pazarlara girişi kolaylaştırır. Beklenmeyen olağandışı maliyetleri beraber paylaşmaya ya da riskleri azaltmaya imkan tanır. Şirketlerin işbirliği gerektiren tamamlayıcı kaynakları ve kullanımını, rekabetçi konumunu yükseltmesini sağlar.”

Ayrıca, öz yeterliliğe değinilmiş: “Bir işletmenin, müşteriye artı değer yaratan ve maliyet temellerini yönetmede üstünlük sağlayan özel bir beceri alanı.”

  • Düz Dünyada Rekabet – Victor K. Fung, William K. Fung, Yoram (Jerry) Wind

Ağ yönlendirmeyi anlamamız için ağ yönlendirmenin ne olmadığını öğrenmemiz gerekir. Örnek şirket olarak, Li&Fung Limited (küresel bir ticaret grubu) ve Esquel (tekstil şirketi) verilmiş. Li&Fung şirketinin bir fabrikası bile yokken, Esquel ürünlerini tekstil fabrikalarında kullandığı her şeyi pamuk tarlasından pamuk ve yün iplik örme, kumaş dokuma tesislerine kadar tümüyle kendi malı olan kaynaklardan temin ediyor. Esquel’in bu tedarik zincirine “dikey tedarik zinciri” denir. Böylesine dikey bütünleşmiş bir modelde tüm faaliyet iç kontrol sistemiyle yönetilir.

Üretimi tek bir çatı altında toplamanın faydalı olabileceği ile devam ediyor.

“Bütün yumurtaları aynı sepete koyun ve o sepeti koruyun.”

Ama, böyle olunca da esnek olunamıyor. Müşteri farklı şeyler istiyor fakat sen sistemini değiştiremediğin için müşteriye ayak uydurmakta zorlanıyorsun. Tedarik zinciri ne kadar çok sahiplik yerine ağ yönlendirme temelinde örülürse o ölçüde esnek olur. Bunu yönetebilmek için de o ölçüde esnek yönlendiricilik becerisi gerekir. Sahip olunca sabit varlık ve yatırımlara bağlanmak gerekir. Oysa ağ yönlendiriciliği hafif varlıklı modeldir.

Üretim tesisleri size ait olduğunda asıl ilgi noktanız, müşterinin gereksinimine yanıt vermekten ziyade elinizdeki kapasiteyi değerlendirmeye yönelir. Ama hiçbir iş müşteri gereksinimlerini karşılanmasına bir ölçüde odaklanmadan ayakta kalamaz. Yani sen fabrikan ne kadar çok ürün üretebilir diye bakıyorsun fakat müşteri o ürünü gerçekten istiyor mu, ne kadar miktarda istiyor gibi soruların cevabını bilmiyorsun. Sadece fabrikayı maksimum derecede kullanmak istiyorsun. Bu durum düşününce pek de akıllıca değil.

“İlginizin odağında kapasiteyi doldurmak mı var yoksa müşteriye hizmet etmek mi var?”

Sahiplik her zaman müşteriye hizmet etme özgürlüğünü az ya da çok kısıtlar. Bu sabit varlıkların anlamı tedarik zinciri oluşturmayı müşteriden değil de fabrikadan başlamanın zorunlu olmasıdır. Ama talep zinciri bizim için daha önemli. Ağ yönlendiriciliği ise tam da bunu yapıyor. Tedarik zincirini tersine çeviriyor, müşteriden başlatıyor ve son olarak fabrikaya gidiyor. Müşterinin gereksinimini saptıyor ve bu gereksinimi karşılayacak bir imalat tedarik zinciri ya da hizmet değer zinciri inşa ediyor. Bu yaklaşım da ağ yönlendiricisine küresel iş ortamında gereksinimlerini karşılamak için çeşitli yollar sunan büyük bir esneklik kazandırıyor.

“Bu esnekliği azaltan değişen gereksinimlere çabuk yanıt verme yeteneğini zayıflatan sabit varlıklar olmadan da sen bu yönettiğin ağ sayesinde değer ve yatırımcılar için hatrı sayılır bir zenginlik yaratabilirsin.”

“Mevcut müşterileri elde tutmak devamlı yeni müşteriler kazanmaya çalışmaktan çok daha verimlidir.”

İlk önce kendi müşterilerini tatmin edeceksin ki ondan sonra yeni müşteriler gelsin.

“Sahiplik modelinin gerilemesindeki temel etmen, nihai tüketicilerin güçlenmesidir.”

Tüketiciler daha fazla seçeneğe sahip. Bu güç arttıkça (internet arama motorları sayesinde en iyi ürün, en iyi fiyata bulunabiliyor) tüketicilere hizmet sunan zincirdeki tüm şirketler onların ihtiyaçlarına daha iyi yanıt veriyorsa eğer o şirket kazanıyor. Fabrikanın değil, müşterilerin talepleri çerçevesinde örgütlenmek gerekiyor.

Bizim için önemli olan anekdotları ve yorumları sizler için yazdık. Umarım kitaplardan biri ilginizi çeker!