İş Hayatına Yabancı Olmak – Deniz İLBAYLI

0
214

Ara ara düşünüyorum. İşlerimi, hayatımı, sorunlarımı, başarılarımı, hatalarımı, kısaca her şeyi. Bu düşüncelerin sonucunda çok açık olarak görüyorum ki, insan mutlaka bir şeyler üretmeli. Yaptığı işi çok iyi yapmalı, geliştirmeli, işinde çok iyi bir uzman olmalı.

Vasat olmak duygusundan hep nefret etmişimdir. Bazen şartlar gereği insan bazı konularda vasat olabiliyor ama önemli olan pes etmemek! Sonuna kadar mücadele etmek ve o vasatlıktan sıyrılabilmek!

Farklı işlerde çalışıyor, okuyor, zamanımızı geçiriyoruz. Son zamanlarda, “İşe yabancı olmak” tabiri aklıma gelip bana üzerinde düşünmem için rica ediyor sanki. Bu yüzden ben de burada sesli düşünmek istiyorum.

İşe yabancı olmak tabiri bana göre bir işte başarılı olunup olunamayacağını gösteren bir işaret. Eğer çalışırken aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorsanız, telefonunuz çaldığında mutsuz oluyorsanız, sakin geçen anlarda huzur buluyorsanız, o zaman siz işinize yabancı birisiniz. Bu sanki yakışmayan bir elbiseyi giymek gibi. Hani çok güzeldir ama size yakışmaz, yavan kaçar. İşte bu noktada olup, bu şekilde yaşamak, çalışmak duygusu bana çok zor ve üzücü geliyor. Bu şekilde, bu modda çalışıldığında ne başarı, ne üretkenlik, ne gelişme, ne huzur, ne de mutluluk olacaktır. İnsan çalışırken kendini çalışıyor gibi görmemeli. Çok mutlu olmalı. Özgürce ve büyük bir hızla yüzen yunus balıkları gibi yakışmalı ortamına. Yöneticiler bu konuda motive etmeli çalışanlarını, ortamı sağlıklı hale getirmeli, sistemin çarklarının en iyi şekilde dönmesini sağlamalı. Çalışanlar yaptıkları işe saygı duymalı, hakkını vermeli, sevmeli, geliştirmeli, katkıda bulunmalı.

Merak çok önemli bir konu gelişmek için. Bir insan işine yabancı olduğunda, merak da olmuyor ilerleyebilmek için. Tüm beklenti, anı kurtarmak oluyor. Sorunların üstü örtülüyor, başa iş çıkmasın diye. Çoğu zaman yüzlerce mazeret buluyoruz işimizi sevmemek için, ama oturup onu nasıl güzelleştireceğimiz konusunda hiç çaba göstermiyoruz. Çuvaldızı önce kendimize batırmıyoruz. Hatalarımızı, eksiklerimi görmüyoruz. Mükemmel sanıyoruz kendimizi, toz konduramıyoruz. Sürekli birilerinden şikayetçi oluyoruz. Sürekli başkalarının hataları ile yaşıyoruz, ama kendimize dönüp, kendi hatalarımızın farkında bile olamıyoruz.

Bazen oyuncakları ile oynayan çocuklar gördüğümde, işte ! Diyorum, insan çalışırken böyle olmalı. Böyle dalıvermeli işinin içine, böyle yaratıcı olabilmeli, gülen bir yüzle.

Bana göre bir insan işine yabancılık duyuyorsa önce kendi içine bir dönmeli, hayattan neler beklediğini sorgulamalı, kendi üzerinde bolca düşünüp, tanımalı kendini. Çünkü aslında çoğu zaman kendimize bile yabancıyız. Kendini tanımayan, bilmeyen biri nasıl olur da işine, çevresine yabancı olmaz? Daha sonra işini incelemeli. Bazen sorunlarla ve başkaları ile öyle meşgul oluyoruz ki, işimizin güzel taraflarını göremiyoruz. Bu yüzden bu durumda olan biri, önce kendi işine, onu daha iyi tanımaya, sevmeye bir şans vermeli. Artık görmemeli başkalarının hatalarını, ne olduğunu, ne yaptığını. İşine odaklanıp, onunla yabancı olmaktan nasıl kurtulacağını sorgulamalı. Çok iyi bir kanka gibi olmalı işi ile. Çevresine de yaymalı bu pozitif enerjiyi. Dedikodulara, söylemlere prim vermemeli. Negatif olan herşeye karşı pozitif enerji kalkanı ile direnmeli. Sorunlar varsa, bunları makul şekilde dile getirmeli, üstünü örtmemeli. Yapıcı olmalı.

Yok eğer insan tüm bu sorgulamalardan sonra işinin kendine uygun olmadığını düşünüyorsa o zaman bir yolunu bulup, şartlarını hazırlayıp ayrılmalı ordan. Mutlu olacağı yere gitmeli. Böylece onun sevmeyerek işgal ettiği yere de orayı sevecek, orada mutlu olabilecek biri gelebilsin.

İşte son zamanlarda bunlar geçiyor aklımdan. İşimi çok seviyorum. Bazen mutlaka yanlışlar, sorunlar oluyor ve o zamanlarda önce kendime bakıyorum. Hatayı kendimde bulmaya çalışıyorum. Çoğu zaman da buluyorum zaten. Başka yere bakmaya gerek olmuyor. Ama günden güne, o oyuncakları ile kaynaşmış, oyunlar oynayan çocuk gibi olmak istiyorum. Benim idealim bu. O modeli kendime örnek alıyorum. Benim yaşam koçum o çocuklar. Bana çok şey öğretiyorlar.

Deniz İLBAYLI

Mühendis – MBA – Genel Müdür

www.denizilbayli.com

Bir Cevap Yazın