Hayattaki Amacın Nedir?

0
239
business, education, emotional pressure and people concept - stressed businesswoman or student touching her head over blue background with messy and straight arrows

Şu sıralarda iş dünyasının en sıcak konularından biri “Y Kuşağı”. Bizim kuşak (yani X’ler) onları istihdam ediyor etmesine ama bir yandan da düşünceli. Ne yapsak da bunlara takım elbise giydirsek, internette daha az zaman geçirmelerini sağlasak, 9-6 çalışmanın erdemlerini anlatsak, biraz edep öğretsek… diye kendini paralıyor.

Malum, yeni nesil bizlerden çok farklı. Yaşam tarzları, hayattan beklentileri, iletişim tarzları bambaşka. Onlar X Kuşağı’nın çocukları ama belli ki ailelerinden yalnızca “değerleri” alıyorlar. Yani; sevgi, saygı, adalet duygusu, merhamet vs… Yürümeyi öğrenmeden bilgisayarla tanıştıkları için, değerlerin üzerine koydukları ne varsa internetten geliyor artık. Zorlama, rutin, kural silsilesi olunca “kal geliyor” bu arkadaşlara.

Onlar “bağımlılar” ama “birbirlerine”… Bu bağı koparmak da artık mümkün değil. En faşist, en baskıcı, en antidemokratik ülkeler bile online ve mobil iletişimi engelleyemiyor, suyun önüne çekilmeye çalışılan her türlü set anında yıkılıyor.

Bu bir Y Kuşağı yazısı değil!

Y Kuşağı ile başladık ama bu bir “Y Kuşağı kimdir, nedir, ne yapar, ne yer, ne içer?” yazısı değil. Bir “kuzen yazısı”.

Bizim aile oldukça geniş ve doğurmayı seven akrabalar sayesinde 50 civarında kuzenim var. Kısa süre önce onlardan biriyle sohbet ediyorduk. Kuzen 20 yaşında. Üniversitede, istemediği bir bölümde okuyor. Ailesi “Bizim çocuk üniversite okuyor” desin diye girdi o bölüme. Güzel sanatlara ilgisi vardı aslında. Ancak “aile baskısına” karşı koyamadı (bu devirde hala bu tür baskılar olmasına şaşıranlarınız olabilir ama değişim bazı alanlarda o kadar da hızlı olmuyor).

Kuzende, “aşkını tutkuya çevirme” durumu da yoktu belli ki. Hayallerinin peşinden gitmeye cesaret edemedi ve “elindekine razı oldu.” İki yıl geçtikten sonra elindekinin de onun için hiçbir şey ifade etmediğini anladı. Ne derslere doğru dürüst giriyor ne de sınavlara. Okulu 2 yıllık ama 12 yıl da geçse mezun olma çabası olmayacak.

Havada uçuşan hayaller

Şimdilerde kafası karışık. Üniversite sınavına bir kez daha girmeyi düşünüyor. Yurtdışına gidip dil eğitimi almak gibi bir düşüncesi daha var. ABD’den yeşil kart almak da alternatifler arasında… Peki bu düşüncelerini hayata geçirmek için ne yapıyor? Hiçbir şey!

Kuyuya atılan bir taş gibi, karanlıkta önünü görmeden, kuyunun dibinde ne olduğunu bilmeden hızla düşüyor.

Kuzenin temel sorunu “amaçsızlık”. “Kafa karışıklığı hikayelerini” ve “türlü bahanelerini” dinledikten sonra ona sorduğum tek soru buydu: Amacın nedir? Hayatta ne yapmak istiyorsun?

Ortada sorun yokken neden boşandın?

Kuzenden kısa süre ayrılıp bir “koca” parantezi açalım. Birkaç yıl önce bir arkadaşım büyük bir aşkla evlendiği eşinden ayrılıyordu. Üstelik evlendikten 2 yıl sonra. Başta anne babası olmak üzere kimse bu ayrılığın nedenini anlayamamıştı. Aile fertleri mevzuya kendi yorumlarını katarak şu soruları sormuşlardı:
Babası: “Yoksa seni aldattı mı?”
Annesi: “Şiddet mi görüyorsun?”
Kızkardeşi “Başkasına mı aşık oldun?”
Erkek kardeşi: “Bir yamuğu mu var?”

Arkadaşım tümüne (ve bizim sorularımıza) tek bir yanıt verdi: Amacı yok!

“En sefil insan amaçsız olandır”

“Amaçsız bir insan gelir geçer duyguların ve tanımlayamadığı dürtülerin etkisiyle oradan oraya savrulan ve kendi hayatının kontrolünü tamamen kaybettiği için her türlü kötülüğü yapmaya muktedir biridir. Hayatınızı kontrol etmeniz için bir amacınız olması gerekir. Üretken bir amaç…”

20. Yüzyıl’ın en önemli filozoflarından Ayn Rand “amaçsız insanı” böyle tanımlıyor. Hatta çok sevdiğim bir cümlesi daha var: “En sefil insan amaçsız olandır.”

Rand’a göre, amaç insanın hayatındaki bütün ilgilerini düzene sokuyor, değerlerini önem sırasına koymasını sağlıyor, kişiyi anlamsız iç çelişkilerden uzak tutuyor (“Ne olacak benim bu halim” gibi), hayattan keyif almasını ve bu keyfi hayatının her alanına taşımasını sağlıyor.

Amaçsız insanın sonu, kaos içinde kaybolup gitmek… Değerlerinin ne olduğundan habersiz yaşamak… Nasıl karar vereceğini bilememek… Kendisi için neyin önemli olduğunu bilemediği için rastgele etkilerin ve anlık kaprislerin insafına kalmak… Hiçbir zaman bulamayacağı bir değeri ararken hayatını harcamak…

Çevrenize bakın, hiçbir şeyden zevk almadığını düşündüğünüz insanlara siz de benim kuzene sorduğum soruyu sorun: Hayattaki amacın nedir?

Bir Cevap Yazın