Küresel Dünyada Çizgisel Sistem

0
370
Küresel Dünyada Çizgisel Sistem
Küresel Dünyada Çizgisel Sistem

Merhabalar herkese, bu yazımda tüketimin bir yaşam felsefesine nasıl dönüştüğünü ve dünyanın küresel olmasına rağmen çizgisel yani geri dönüşü olmayan düzende nasıl ilerlediğini sizlere basit örneklerle ve verilerle açıklamaya çalışacağım. Öncelikle, günümüzdeki seni beni yani insanı tanıyalım. Tanımak için aşağıdaki videonun yeterli olduğunu düşünüyorum.

İnsan bu olunca mevcut olduğumuz sistemde tükettiklerimizin sonuç olarak ne olduğunu önemsemiyoruz. Ama, aklı olan bir birey ya bu kadar tüketiyoruz bunlar ne oluyor? diyebilir (Kendinin aklı olduğunu göstermeye çalışmış diyenlere selam olsun). Zaten video sonundaki çöplük gayet güzel bir şekilde gösteriyor ne olduğunu. Bende bunu dedim ve bir araştırma yaptım. Öncelikle konuya Eşyaların hikayesi belgeselindeki çizim ile başlayıp bir materyal ekonomi tanımı yapmak gerekiyor. Yani bir kitap tanımı olarak SİZE VERİLEN araştırınca karşınıza çıkan da budur:

MATERYAL EKONOMİSİ

materyal ekonomi
materyal ekonomi

Elektrik konusunda mesela eve nasıl gelir elektrik? Barajlarlar, diğer kaynaklar vasıtasıyla Üretilir, İletim tesislerinde kullanılabilir olması için indirgenir ve dağıtım firmalarından bize ulaşır. Tabi genel anlamda Sistem, : kaynak edinimi, üretim, dağıtım, tüketim ve atıkların ortadan kaldırılması şeklinde maddelendirilebilir.

Sistemin insanlarla yaşadığını mutlaka biliyorsunuz ancak, insanın bu sisteme çalışma mecburiyeti ve her üründe ki ücretten kar değil zarar gördüğünü de biraz daha devam ettiğimizde anlayacaksınız (Üretime katkı yapan işçilerden bahsediyorum) hemde çok basit bir örnekle. Ayrıca, bunu anlatırken dünyanın en büyük ekonomilerini yöneten hükumetler ve şirketlerinde bakış açısından bahsedeceğiz. Neticede, firmalar dünya ekonomisinin % 51 ini büyük firmalar yönetiyor.

Kaynak Edinimi

Kaynak tabi ki doğadan sağlanıyor. Eşyaların hikayesinde aynen cümleyi aktarıyorum:

Yaşadığım yerde, ABD’de, eski ormanlarımızın sadece %4’ü duruyor. Nehirlerimizin %40’ı içilemez durumda. Ve bizim sorunumuz sadece çok fazla şey  kullanmak değil, hakkımıza düşenden daha fazlasını kullanmak. ABD, dünya nüfusunun %5’ine sahip olmasına rağmen dünyadaki kaynakların %30’unu tüketiyor ve dünyadaki atıkların %30’unu yaratıyor. 

Ülkemizden örnek verirsem, İstanbul’da bir yılda tüketilen 450.000 ton kağıt geri kazanılsa, Türkiye’de yılda 38000000 (otuzsekiz milyon) metrekare ağaçlık alan korunabilir. Bu arada araştırırken denk geldim Çevre ve Orman Bakanlığının bir projesi varmış ağaçlandırma seferberliği adı altında onunda linkini vereyim. Belki 1923 e bir boş sms atıp ağaç dikimine katkı sağlamak istersiniz diye. Neticede Bir kişi için yılda yaklaşık yedi ağaç kesiliyor [Milliyet-2007]. Amazon ormanında dakikada 7 futbol sahası büyüklüğünde ağaç kesimi yapılıyor (2000 ağaç).

Anlattıklarımdan da hafif hafif anlayacağınız şu sistemin çizgiselliği son aşama ile ilk aşamanın birleşmemesinden kaynaklanıyor. Şuan dünyada herkes eşit tüketim yaptığını varsaysak, 7 tane dünya gerekiyor bu tüketimi karşılamak için. Sadece ağaç üzerinden bile yapılan kaynak kullanımı ortada. Diğer konulardan bahsetmeye gerek bile duymuyorum.  Zaten ne olacak kesilse yerine dikerler diyen arkadaşa amazon ormanlarındaki kesilen ağaç sayısı gibi dakikada 2000 dikecek bir gönüllü grup olduğuna inanıyorsa, yorum yapmıyorum.

Üretim

Üretim konusunu tehlikeli yapan şey ticaret gereği kullanılan kimyasal maddeler yani kaynaktan alınan ile kimyasal birleşiyor ve dağıtım aşamasına geçiyor. 100,000 in üzerinde sentetik kimyasal ticarette kullanılıyor. Madde yanmasın diye yapılmasından tut, uzun ömürlü olmasına vs etki eden maddelerin insana etkisi hiç araştırılmamış olsa gerek.

Yıllarca önce şuan sevmesem de National Geographic kanalında San Francisco ile alakalı izlediğim bir bölüm vardı. Bir balık türünün o coğrafyada kaybolması ile alakalı olarak yapılmıştı sebebi ise o bölgede büyük kampanyalar ile zamanında satılan doğum kontrol haplarının lağım yoluyla denize gelmesi ve balığın üreme özelliğini kaybettirmesine sebebiyet vermesi. Ayrıca, son 50 yılda en çok biyolojik profilin değiştiği mekanlardan birisi imiş bu boğaz çünkü lojistik anlamında merkez olması sebebiyle gemiler vasıtasıyla coğrafi olarak bulunmaması gereken deniz canlılarının oraya gelmiş.

Özellikle bebeklerin anne sütünde bile kimyasal maddelere rastlanıyorsa bu kimyasalların üretimde kullanılmasının ne gibi boyutlara insan üzerinde geldiğinin göstergesi değil midir? [Sabah – 2013] . Birde daha önce dediğim gibi sistemin çalışanları var. Kaynakların bitmesi ve kötü kırsal ekonomilerin oluşması buradaki insanlardan sisteme insan gücü sağlanması şeklinde bir yarar sağlıyor. Yani, insanlar köyden gelip şehirlerde gecekondular da yaşıyor ve şartlar ne olursa olsun zehirlenme pahasına da olsa fabrikalarda, üretimde rol alıyorlar çalışıyorlar. Örnek olarak, Kongo’ da çocukların %30 u madenlerde çalışıyor hemde okulu bırakıp yapıyorlar bunu. Yani, Sistemde sadece kaynak harcanmıyor, insanda harcanıyor. Amerika’da endüstri her yıl 4 milyon tondan fazla zehirli kimyasal saldığını kabul ediyor ise burada çalışılan ortamın tehlikesini çok bariz görebilirsiniz.  Mesela, geçtiğimiz yıl McDonalds hamburgerlerinin sadece %15’inin gerçek et olduğunu %85’inin ise eti şişiren kimyasal kanserojen Ammonia olduğunu kabul etti [CNBC – 2012].

Dağıtım

Dağıtım da ki hedef tamamen tükettirmeye yöneliktir. Phase 3 belgeselinin 14. bölümünde gıda endüstri tam istediğim şekilde gözler önüne serilmiştir. Aslında tüketmeniz için herşey yapılmaktadır. Ancak videoyu izlemeniz daha faydalı olacaktır. Bir sistemde eğer siz elektroniğin hammadesi olan ve Kongo’ dan çıkarılan Koltan’ ın çıkarılıp, Çin’ de işlenip Meksika’ da birleştirilip ABD pazarına girdiğini biliyorsanız bazı ürün fiyatlarını anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Çünkü, bu ürünlerin fiyatı sağlık sigortasından vazgeçerek, kendi hayatlarını 3-5 kuruş kazanıp yaşamlarını idare ettirebilmek için uğraşanların sırtından ucuzlamaktadır. Türkiye’ de bu konuya gayet yakın durumdadır. Bunu da en iyi Maliye bakanımız CNBC-E de geçen haftalarda katıldığı bir programda açıklamış zaten. Kendisi şu konuyu dile getirdi, sanayicilerin asgari ücrete çalışacak işçi bulamadıklarından şikayetçi olduğunu ancak çalışanları asgari ücretten sigortalattırdığını söyledi [CNBC-E – 2012].

Gelgelelim en enteresan konu olan Tüketim e.

Tüketim

Tüketim bu sistemdeki kalptir. Bu sistem tüketimin fazla olmasını muhafaza etmek için herşeyi yapacaktır. Mesela, Lojistik haftasından anektodlar yazımda aynen şu bilgiyi genel müdürden duyduğum şekilde nakletmiştim.

Bu noktada Arap Baharı’ na temas etti kendisi. Arap Baharı’ nın aslında bir özgürlük amaçlı olarak değil de en alt kademedeki insandan en üst kademedeki insana kadar tüketimi arttırmak. Tüketimi arttırmak ta parayı elinde tutandan halka yayarak olacağını söyledi [Bahadırca – 2012].

Yani, sistemin çökmemesi için yapılan büyük oyunlar da var aslında bunu görmezden gelemeyiz.  Tüketim Türk toplumuna ahlaki olarak ne yaptı derseniz: Cinselliği, şiddeti öne alan, okumayan, tozlaşan ve güce tapan bir toplum yapısı oluşuyor [Hürriyet – 2009].

Bugün ortalama olarak insanlar 50 yıl öncesine göre normalden 2 kat daha fazla tüketiyorlar. Peki bu statejiyi kim yaptı aynen eşyaların belgeselinden aktarıyorum:

2.Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, bu adamlar, Amerikan ekonomisini nasıl büyüteceklerini anlamaya çalışıyorlardı. Parakende analisti Victor Lebow, tüm sistem için bir norm olacak çözümü tanımladı: “Müthiş verimli ekonomimiz, tüketimi hayat biçimimiz haline getirmemizi, alışverişi ve tüketimi kutsal törenlere dönüştürmemizi, ruhsal tatmini ve ego tatminini tüketimde aramamızı talep ediyor. Etrafımızdaki şeylerin giderek artan bir hızla tüketilmesine, yerine yenilerinin konmasına ve çöpe atılmasına ihtiyacımız var” dedi.

Teknoloji Çöplüğü
Teknoloji Çöplüğü

Yani çöp strateji gereği oluşuyor. Bu çöp bize daha fazla tükettirildiği sürece bu şekilde devam edecek. Mesela teknoloji çöplüğü gerçeği var dünyada kimse bilmez çünkü onlar hiç bir zaman gözünün önünde değildir. Yandaki resmi Endüstri Mühendisliği Facebook sayfamızda paylaşmıştık. Buna sebep olan şey tüketim çılgınlığıdır. Tüketimin fazla olması ürün fazlalığını getirir. Ufak değişiklikler yeni teknoloji gibi önüne konular sen bir tane daha alırsın, buda ürünün yaşam döngüsünü kısaltır. Yani, bir ürünün piyasada durma süresi azalır. Bile bile verilmeyen teknoloji olarak tanımlamış Alay Onay bu konuyu [Alay Onay-2013] Aynen öyle.

Reklamıyla modasıyla tükettiriliyoruz. Olmayan değişiklik var gibi gösteriliyor, bir dönem ince topuk bir dönem kalın topuk modasıyla sürekli tüketim sağlanıyor. Şuan reklam izleyerek para kazanmanızı sağlayabilecek bir döngüye girildi [Google]. Çünkü, TV de reklamı izleyip izleyemediğinizin garantisini alamıyorlar. Böylece materyal ekonomisinin bize görünen tek yüzü, alışveriş olur. Topraktan çıkartma, üretim ve atıkların yok edilmesi, tamamen bizim görüş alanımızın dışında gerçekleşir.

Ulusal mutluluk endeksi 1950 lerde tavan yapmışken daha sonra çok ters bir oranla düşmeye başlamıştır.

ABD ye giden bir arkadaşım karşıya geçmek için geçit bulamadığını söylüyor. Çünkü araba tüketimi öyle bir seviyeye gelmiş ki kimse yürümüyor. Bunun sebebini ise ben şu döngüyle açıklıyorum. 3 ana tüketim var ABD halkında silah tüketimi, araba ve gıda. Gıda obeziteyi ve akabinde sağlık sorununu oluşturuyor. Insanlar obeziteden büyük araçlara ihtiyaç duyuyor ve satın alıyor. Alınanan araçlar yetmiyor kendi güvenliklerini silahla sağlıyorlar. Bu silahlar daha sonra piskolojik olarak çökmüş toplumda katliamlar ile sonuçlanıyor.

Atıkların ortadan kaldırılması

Atıkların Çürüme ve Yok Olma Süreleri
Atıkların Çürüme ve Yok Olma Süreleri

Atıkların ortadan kaldırılıken gömme ve yakılma prosedürleri var ancak ikiside ciddi anlamda çevreye zarar veriyor ve iklimi değiştiriyor. Türkiye’ de  Kişi başına günde 1 kg çöp oluştuğu kabul edilir. Buna göre 5 kişilik bir aile günde 5kg ve yılda 1825 kg çöp oluşturmuş olmaktadır [Geri Dönüşüm -2009].

Geçengün LEVIS’ ın atıklarıyla alakalı Greenpeace de bir yazı okumuştum. Çevre Mühendisliği öğrencisi bir arkadaşım bu tip atıkların temizlenmesi için tekrar kimyasal kullanılması gerektiğini ve onunda ayrıca bir zarar oluşturduğundan bahsetti. Yani, bazı maddelerde dönüştürülemiyor açıkçası.

Çözüm ne peki, çözüm şu yeni bir sistem oluşturmak. Aynen öyle, bir de zihinler de ki kullan  at zihniyetinden kurtulmak. Tüketmemek kısacası, ihtiyacını yaşamak. Bu hem dininde böyle öğretilir hem kültürel olarak öğretilir. Ekranda sana gösterilenler senin kültürün değildir. Onlar büyük güçlerin dünyayı sömürürken sizin bu konuya dahil olmanızı sağlayan gösterimlerdir.

Umarım ki faydalı bir yazı olmuştur. Oturup antika telefon kullanın demiyorum ancak aynı işletim sisteminde %20 incelmiş ya da daha hızlı diye milyarlarınızı ayırırsanız Kongo’ da ki okuma yazma oranına kadar yolu var bu konunun. Beni ne ilgilendirir demek sorumluluğu üzerinizden almıyor maalesef biraz da sosyal sorumluluktur bu konu. İşin garibi hem size hem başkasına faydası var az tüketmenin. Bu arada girişmiciliği sadece e-ticaret olarak algılayan genç bir nesil oluşuyor onlarada burdan selam gönderiyorum.

Saygılarımla,

Görsel bir anlatımla dinlemek için de Story of Stuff ı izlemeniz tavsiye edilir.

Bahadır Kaya

Bir Cevap Yazın