Küresel Düzeyde Analize Dayalı Rekabet: Sanayi Sektörü Örneği

0
522

Herkese Merhabalar,

Blogumda bu hafta “Analitik olmak” ve bununla doğrudan bağlantılı olarak “Liderlik” boyutunun “küresel düzey” ile ilişkilendirilmesi üzerine görüşlerimi paylaşmak istiyorum. İçerisinde yaşadığımız 21. yüzyıl, fikir, girişim ve tüm bunlarla birlikte yapılan Strateji master planlarının, ş dünyası ve sosyal hayata hızlıca uygulanıp tekrar planlama sürecine dönülmesini gerekli kılmaktadır. Buna ek olarak, yaşanılan zamana adaptasyon sağlama ile kişisel mutluluğu yakalama arasında önümüze ince bir çizgi sunan güncel yaşantımız, yapılan işlerde inovatif olmayı zorunlu kılmakta ve en önemlisi bir birey olarak ortaya yeni olarak ne koyduğunuzu ölçmektedir. Yani bir diğer adıyla ne kadar Analitik olduğunuzu sorgulanmaktadır.

Analitik olmak ile vurgulanan, sizin ayırt edici özelliğinizin ne olduğu? Bunu nasıl ve hangi yöntemlerile yaptığınız? En önemlisi de tüm bu süreçler sonucunda hangi yeni şeyleri ortaya koyduğunuzun ölçülmesidir. Yani, birey olarak sizi farklı kılan nedir? Nasıl öne geçeceksiniz? Doğru soruları sorarak, analiz yapma amacı güden Felsefe ve bu doğrultuda sosyal çıktılara öncülük eden sosyal bilimler, söz konusu doğru soruları sormayı araştırma konusu yapmaktadır. Buna göre, yukarıda sorulan bu sorular, yazımızın başlığına felsefi bir alt yapı inşa etmeye çalışmaktadır. Öte yandan bilimsel verileri doğru işleme ve bu sürecin sonunda analize dayalı bilgi üretme ve bu bilgiyi sanayi sektörüne doğrudan veri girişi olarak sağlama “analize dayalı rekabet” kavramı ile betimlenmek istenendir.

Harvard Business Review’ın seçkin makaleleri arasında yer alan Thomas H. Davenport’un “Analize Dayalı Rekabet”[1] eseri, İş dünyası liderlerinin tüm iş süreçlerinden en yüksek verimi alabilmek için sofistike veri toplama teknolojilerini ve analizlerini kullanmasını tavsiye etmektedir.  Veri toplama sürecinde kullanılacak son teknoloji unsuru yazılımlar, bu verilerin analizi, üretime katma değer olarak yansıtılması ve neticede pazarlamasını yapacağınız ürünün nitel ve nicel yönlerini arttırması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu açıdan bakıldığında, küresel düzeyde rekabetçilik katsayısını inşa edecek Sanayi sektörünün iç ve dış çevre analizini yapmak konunun daha iyi anlaşılması açısından yerinde olacaktır.

Sanayi sektörüne, küresel ekonomik sistem düzeyinde analiz yaklaşımı ile bakıldığında çeşitli ülkelerin küresel stratejik düzlemde uzmanlaşma çabaları ön plana çıkmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2000’li yıllarla birlikte dünya sanayisinin üretim merkezi haline getirilme çabaları, düşük maliyetli iş gücü ve enerji fiyatları ile bu ülkeye dünya rekabetçiliğinde önemli bir avantaj kazandırmıştır. Öte yandan, Hindistan’ın da Çin’in sağladığı iş gücü ve üretim merkezi olma çabalarına, teknoloji ve yazılım üssü olma yolunda dahil olmak istediği gözükmektedir. Günümüzde birçok çağrı merkezi ve faturalama ofisleri Hindistan’dan hizmet vermektedir.

20. Yüzyılın temel ekonomik kuralı olan ülkelerin tek üründe uzmanlaşma kuralı, 21. Yüzyılda ise temel sektörlerde uzmanlaşma ve bunun merkez üssü olma doğrultusunda kabuk değiştirmiştir. Asya-Pasifik ekseninden sınırlarımıza doğru geldiğimizde ise, Enerji üretim sanayisi ve girdisi sağlama noktasında Rusya Federasyonu ve İran’ın Orta Asya ve Orta Doğu’da ilgili sektörler ve alt sanayilerinde merkez üssü olma çabaları göze çarpmaktadır. Dolayısıyla, makro ekonominin mikro ekonomi ile eklemlenmiş yapısı, iç ve dış çevre analizinin boyutunu küresel dinamiklere dayandırmanın zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.

Küresel düzeyde temel rekabetçilik sektörleri ve bunun ulusal planlama ile ülkeleri öne çıkaran uygulamalarının izahından sonra, Türk Sanayisi ve bununla doğrudan bağlantılı olarak firmalarımızın küresel rekabetçilik düzeyini “analitik olmak” çerçevesinde test etmek gerekmektedir. Şu sıralar, sıklıkla okuduğum ve büyük çıktılar elde ettiğim İstanbul Sanayi Odası Sanayi Sektörü analizlerine göre[2], Türk Sanayisinin küresel piyasalarda rekabet katsayısını düşüren en önemli engellerin başında yüksek ham madde ve enerji fiyatları gelmektedir. Türk ekonomisinin kronik bir sorunu olan bu temel zafiyet, yetkin işgücü, analize dayalı pazar araştırması, yükselen sektör dinamikleri çerçevesinde dahi önemli bir rekabetçilik eksikliği oluşturmaktadır.

Dünya’da üretim ile kendisini konumlandıran Çin, Hindistan ve yukarıda sayılan diğer aktörlerin ham madde kontrol ve pazarlama çabaları Türk Sanayisinin bu kaynaklara yerinde ulaşma ve/veya bu yönde çaba sarf etmesine engel teşkil etmemelidir.  Bu noktada Türk Sanayisi için öncelikli odak noktası küresel düzeyde rekabet analizini sağlayacak, analitik olma nosyonunun hızlıca yükseltilmesi olmalıdır. Bunun üzerine inşa edilecek üretim kapasitesini arttırmaya yönelik ham madde üretimi çalışmaları Türk sanayisinin küresel ölçeklerde rekabetçilik katsayısını arttıracaktır.


[1] HBR’S 10 Must Reads, “Esaslar” Optimist Yay. s.35

[2] Avrupa Birliği’ne Tam Üyelik Sürecinde İstanbul Sanayi Odası Meslek Komiteleri Sektör Stratejileri Geliştirme Projesi Plastik ve Kauçuk Ürünleri İmalatı Sanayi Raporu, 2012.

Kaynak: http://uguryasinasal.com/kuresel-duzeyde-analize-dayali-rekabet-sanayi-sektoru-ornegi/

Bir Cevap Yazın