LinkedIn de Ne Kadar Fazla Bağlantımız Varsa Hesabımız O Kadar Değersizdir

0
383

Söz konusu sosyal ağ olduğunda daha fazla iletişim her zaman daha iyi görünür öyle değil mi?
Bir çok internet kullanıcısı; Tim O’Reilly nin Web 2.0 uygulaması için yaptığı “Ne kadar iyiyse o kadar kullanılır ” tanımını kendisine ölçüt edinmiştir. Büyük bir iletişim ağı size fikirlerinizi paylaşma, iletişim kurma gibi kutsal bir etki alanı sunar.

Bir çok kullanıcı farklı platformlardaki uygulamaları keşfetmeye başlıyor, fakat büyük sayıda ki sosyal ağ bağlantıları, daha küçük ve kişisel olanlarından daha değersizdir. Arkadaş ve takipçi listesi kabarık olan bir sosyal ağ size daha az bağlantıları olan bir ağın verebileceği güveni, içtenliği ve samimiyeti vermez.
Sosyal ağlar, küçük ağların yararı ve büyük ağların etkisi ile erişim dengesinin oluşmasını sağlar. Bunun gerçekleşmesi için, sosyal ağların kullanıcıların insanlarla bağlantıya geçmelerine ve takipleşmelerine olanak sağlayacak özellikler barındırması gerekir. Sosyal ağlar sayesinde mucizevi bir şekilde istediğimiz zaman istediğimiz yerde insanlarla bağlantı kurabiliriz. Çoğu zaman özel insanlarla, özel amaçlar doğrultusunda bağlantı kurmak isteriz fakat bu şekilde bütün kişilerin isim,mail,telefon numaralarını tek seferde ulaşabilmemizi sağlamak bir ağ ile mümkün değildir.
LinkedIn i örnek olarak alalım. İyilik testi olarak adlandırdığım ve uzun zamandır savunduğum fikir :

“ Sizin için bir iyilik yapmasını teklif edebilecek ve sizin de ona iyilik yapabilecek kadar iyi tanıdığınız bireylerle iletişim kurun”.

Çünkü Linledln size işinizde fark yaratacak insanları tanıma fırsatı sunar. Bu tarz tanışmaların oluşabilmesi ancak tanıdığınız ve hakkında ulaşmak istediğiniz bilgileri size sunabilecek ortak bir arkadaş vasıtasıyla gerçekleşebilir. Önünüze gelen herkesle bağlantı kurduğunuzda, arkadaş listenizdeki kimse birbirini tanımayacak ve sizde biri hakkında elde etmek istediğiniz bilgiye ulaşamayacaksınız. Bu durumda gereken bilgileri edinmenin tek yolu soğuk temas kurmak.
Şimdi, Linkedln ;” Sadece bildiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla bağlantı kurun” çağrısında bulunuyor. Bu Linkedln de birinde yardım istemeyi düşündüğünüz anda küçük bir hatırlatıcı olarak kulağınıza küpe olsun : “Sadece tanıdığınız ve sizi tanıyan insanlarla bağlantı kurun.”
Linkedln’in bu denli imaları size “küçük ama daha iyi” felsefesini önerirken, platformun ara yüzü ise bambaşka bir durumdan bahsediyor.12 yıllık tarihi boyunca, insanların kendi ağlarını kurmaları için cesaretlendirerek, kullanıcıları mümkün olduğunca fazla insanla bağlantı kurmaya teşvik etti.
Bu değişimi, profiline tıkladığınız zaman size bağlantı isteklerini gösteren bir sayfa olan Grow My Network de görebilirsiniz. Bir zamanlar LinkedIn, kullanıcılarına e mail, mesajlar gibi, içerisinde gelen tüm bağlantı isteklerini gösteren bir “gelen kutusu” sundu. Bugün ise, size gelen bağlantı isteklerini öncelikle daha fazla bağlantı isteği göndermek isteyip istemediğinizi soracak şekilde hizmet veren, sayfanın üst kısmında davetleri bir şerit olarak gösteriyor. Sayfa, üç yanıtlanmamış davet ve iletişim kurabileceğiniz yirmi dört farklı kişi önerisiyle ekranınıza yükleniyor.
LinkedIn ‘in bağlantı süreci, şimdiki erişim sisteminin kalitesini artırmak için modernize edilmektedir. Eğer, birinin LinkedIn profilini görüntüler ve sonrasında bağlantı kurma isteği gönderirseniz muhtemelen gönderdiğiniz istek kişisel bir not eklemek için yönlendirilecektir.(görünüşe bakılırsa bazı kullanıcılar bu kişiselleştirilmiş seçeneği incelemek istiyor.)
Fakat çoğu zaman LinkedIn hata verir ve arkadaşlık isteği gönderirken birbirini nereden tanıdığına, neden iletişim kurmak istediğine dair bir seçenek sunmayı es geçer. Birini eklemeye çalıştığınızda LinkedIn “Tanıyor Olabileceğiniz Kişiler” veya ikinci dereceden tanıdıklarınızı arama sayfasına yöneltir, bu durumda ağ o kişiye hemen “Seni LinkedIn ‘deki kişisel ağıma eklemek istiyorum” şeklinde bir mesaj gönderir.
LinkedIn’in bu yolda yürüttüğü iş mantığını hayal etmek zor değil. Ne kadar arkadaşlık isteği gönderilirse, platformda o kadar çok gelişiyor ve bir kullanıcı ne kadar çok arkadaşa sahipse platform o kadar çok kullanılıyor. Böylece LinkedIn onlara daha çok reklam gönderiyor ve onlara daha fazla sürüm satıyor.
Eğer arkadaşlarımızı kategorize etmek ve arama sonuçlarını filtrelemek için o kategorileri kullanmamıza izin verirse bu LinkedIn’in çözebileceği bir sorun.( Bağlantılarınızı etiketleyebilirsiniz fakat bu etiketleri sadece var olan bağlantılarınızı filtrelemek ve görüntülemek için kullanabilirsiniz).Tüm ihtiyacımız olan aramaları sadece “ikinci dereceden tanıdıklar” ve “ikinci dereceden tanıdık etiketleri” ile sınırlandıracak bir arama motoru. Bu da bazı arkadaşları “yakın” olarak etiketleyerek arama sonuçlarını sadece yakın arkadaşlarla sınırlandırmayı sağlar.
Daha da iyisi, LinkedIn sitenin tüm sayfalarına entegre ederek ilişkinin ara yüzünü ve felsefesini saptayıp ilişki türüne göre sınırlama yapabilir. Eminim bu da insanları daha fazla arkadaş eklemek için cesaretlendiriyor fakat ne zaman birisi istek gönderse ve ya kabul etse “ Bu kişi tanıdığın biri mi?” sorusu yönlendiriliyor. Cevapları ise her kullanıcı için otomatik bir “yakın bağlantıları filtrele” seçeneği karşılıyor.
Linkedln kullanıcılarına bağlantı talebi geldiği takdir de kabul edip etmeme yetisi vererek hem kendi ağını genişletme amacını gerçekleştirir hem de kullanıcılarına yayın platformu ve endüstri rehberliği ederek arzu ettikleri geniş çaplı bir ağ oluşturmalarını sağlar. Aynı zamanda linkedln profesyonelce hazırlanmış bir CV’yi insanlarla paylaşma ortamı sunarak bize farklı iş kapıları açar ve iş yaşantımızı muazzam bir şekilde etkileyebilir.
Şimdi söyleyeceklerim garip ve iddialı bir öneri gibi görünüyorsa böyle düşünmekten vazgeçin: Diğer büyük sosyal ağlar da bağlantı kurarken seçme yetisi gibi birçok farklı olanaklar sunuyor. Hatta bu konu da en iyisi Facebook. Facebook da çok büyük iletişim ortamı kurabilirsiniz. 5000 hatta daha fazla arkadaş edinebilirsiniz veya gerçekten popüler olma hevesindeyseniz çok sayıda beğeni toplayabileceğiniz bir facebook sayfası oluşturabilirsiniz dahası paylaştığınız bazı özel anları ve gönderileri, belirlediğiniz sınırlı arkadaşlarınızın; bazılarını ise tüm arkadaş listenizin görmesini sağlayabilirsiniz. Bu durum Facebook da ki bağlantılarınızda samimi olmanızı sağlar. İş ile ilgili gönderilerinizi “İş arkadaşları ” listesinde , aile ile ilgili gönderilerinizi ise “aile” listesinde paylaşarak kimin neyi göreceği konusunda seçici olabilirsiniz. Fazla bağlantının doğuracağı fırsatlardan ziyade samimiyet daima sizi bir adım öne götürür.
Şu da önemlidir ki Facebook insanların özel içerikli gönderilerine erişiminizi sağlar. Eğer ana sayfanızdaki güncellemelerin yoğunluğundan bunaldıysanız, oluşturduğunuz bir arkadaş listesinin paylaşımlarına bakabilir ya da iş arkadaşlarınızdan oluşan grubunuzdaki son gönderilere göz atabilirsiniz. Aynı şey twitter için de söz konusudur. Twitterda da tüm ana sayfaya bakmak yerine belirli arkadaşlarınızdan oluşan bir listenin gönderilerini inceleyebilirsiniz.(Twitterda tweetlerinizi kimin göreceğini belirleme konusunda diğer ağlar kadar seçeneğiniz yok. Tweetlerinizi sadece arkadaşlarınız ya da herkes görebilir.)Bu iki sosyal ağdaki birçok özelleştirme seçenekleri sayesinde hesap erişimine izin verdiğimiz kişiler, paylaştığımız gönderilere isteğimiz dahilinde erişebilir. Bu ve bunun gibi pek çok imkan sunan büyük ağlar yaşantımızda çok büyük bir öneme sahiptir.

İş hayatımızda Linkedln insanlarla iletişim kurma konusunda daha incelikli bir yaklaşım sunarak sosyal ağlara yeni bir bakış açısı kazandırır.

Çevrimiçi iletişim, iş hayatında artık yüz yüze iletişim kadar büyük bir yer kaplıyor. Fakat bu iletişimlerin bazıları diğerlerinden daha anlamlıdır. Çevrimiçi iletişim deneyimlerinin önem kazanması profesyonellerin sosyal ağ bağlantılarımızla aslında ne yapmaya çalıştığımızı hatırlatmalarına yardım edecektir; erişim ve etki kariyerimizi geliştirebilecek bir iş ilişkisi kurmamızda en önemli iki ölçüttür.

Bu yazı Alexandra Samuel orjinal yazısından çevrilmiştir.