Sen Bir Cv’den Daha Fazlasın

1
179

 “Sen bir CV’den daha fazlasın”…

Mottomuz bu…
Peki, “Sen bir CV’yi doğru düzgün yazabiliyor musun?”
Sorumuz ve sorunumuz da bu…

Bir televizyon kanalında yayınlanan yarışma programında jüri üyeliği yapıyorum. Yarışmada bir şirketin eleman ilanına başvuran 10 genç arasından seçim yapıyoruz. Seçilen genç, program sonunda sözleşme imzalıyor ve ertesi gün işe başlıyor.

Bu 10 genç yüzlerce CV arasından elenerek seçiliyor. CV’ler tek tek inceleniyor.
Malum, haksızlık olmaması, en iyilerin aranıp bulunması lazım.
CV’lere bakıyorum.
Tekrar ve tekrar bakıyorum.

Bildik hataları görmek artık canımı sıkmıyor, resmen acıtıyor.

Her türlü bilginin ulu orta olduğu, saklanamadığı, herkesin malı olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Gir arama motorunun birine istediğin bilgiye ulaş değil mi? Üstelik bu fırsat dünden beri değil, 10 yılı aşkın süredir var.

Yerli yabancı yüzlerce insan kaynakları, kariyer, kişisel gelişim sitesi hazırda bekliyor.
Üniversitelerin ve hatta liselerin web sitelerinde “CV yazma, iş arama üzerine” sayfaları bulunuyor.
CV yazma üzerine yazılmış binlerce makale var.
Keza pek çok şirket de web sitesinde kariyer mevzularına yer veriyor.
Yani kariyer, kişisel gelişim, CV yazma üzerine ne ararsanız “en aleni, kör gözüne parmak” şeklinde var.
Buna rağmen neden doğru yazılmış CV’ler yok!
Ya da çok az var…

Elbette hepimiz bir CV’den daha fazlasıyız ama bunu yalnızca “biz” bilirsek bir değeri yok.
İş dünyası Türk filmi tadında kurallarla işlemiyor.
Kimse oturduğu yerde keşfedilmiyor.
Torpille işe girmek de “out” artık.
Kolay değil işi kapmak, hangi ortamda yaşıyorsunuz?
Bu kadar yoğun rekabetin olduğu, herkesin “inovasyon, buluşçuluk, yenilikçilik” diye bağırdığı, farklılığın arandığı ve dünyanın krizden kırıldığı bir ortamda, istihdamı torpile bağlamak, harakiri yapmak gibi bir şey…

Türk aile sisteminin getirdiği “tuzu kuruluk” hali de cabası.
Adaylarımız gayet rahat…
Arkalarında kapı gibi aileleri var.
20’li yaşları geçmişler ama hala kapı gibi anne – babaları var.
Yavruları iş bulana kadar onlara bakarlar değil mi ama?
Yeter ki çocuk şöyle “rahat” bir iş bulsun.
“Rahat”tan kasıt, 9-6 mesai, haftada 2 gün tatil, günde 2 saat mola, gözüne toz kaçınca işe gelmediğin, “bahanelere açık” bir “kurumsal yapı”… Ah keşke arada omuza masaj hizmeti de olsa… Maksat çocuk “rahat” etsin.
Ben, kriz haberlerine, uzun zamandır iş bulamayan “nitelikli ya niteliksiz” işsizlerin “acıklı” öykülerine rağmen işsizlik diye bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
İstediğiniz şirkete şu soruyu sorun: İlanlarınıza, istediğiniz nitelikte adaylardan başvuru alabiliyor musunuz?
“Hayır” diyecekler…
Çünkü, aslında iş çok…
Ama, “Bir CV’den fazlası olduğunu göstermek için gayret eden aday yok.

1 YORUM

Bir Cevap Yazın