Stratejik Düşünebiliyor muyuz?

0
267

Son dönemde çok sık duyduğumuz “strateji” kelimesi hayatımızın neresinde? Gündelik yaşamın koşuşturmacasından sıyrılıp bu kelimenin özü ve uygulamaları hakkında hiç düşünme fırsatı bulabildik mi? Eğer cevap hayır ise bu yazıyı okumak sizin için güzel bir fırsat olacaktır.

“Strateji” kelimesinin kökenine bakıldığında, bu terimin bir çok yönetim aracında olduğunu gibi askeri bir bakış açısından geldiğini görüyoruz. Osmanlı döneminde de “Sevk-ül ceyş” olarak tanımlanan bu terim tam manasıyla; silahlı kuvvetlerin stratejik amaçlarına ulaşması için izledikleri “yol” olarak tanımlanıyor. Günümüzde stratejinin iş hayatına uygun tanımı ise; bir işletmenin değişen şartlarda varlığını sürdürebilmesi ve pazarda başarı elde edebilmesi için seçtiği yoldur.

Strateji, askeri güçlerin yanı sıra ülkelerin, şirketlerin, profesyonel yöneticilerin ve bireylerin çok fazla önemsediği veya önemsemek durumunda kaldığı bir konu olmuştur. Kimi ülkeler yüzyıllar öncesinden stratejik düşüncelerini sistematik hale getirerek ülkesinin yönetimine yön vermiş/vermekte iken bizim gibi gelişmekte olan ülkelerse bu kelimeyi ve nimetlerini yeni duyar oldu. Bazı ülkeler ise bu tanımı hiç duymadı ve belki de yakın dönemde hiç duymayacak…

Bu yazıda strateji kelimesinin iş hayatına bakan yönünün önemini paylaşmak istiyorum ve bunu daha iyi anlamak için ülkemizdeki yönetim evrimine bir bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

  • 1900-1950 yılları arasında bir ürünü yapabilmek, işin üretim tekniğini bilmek ve bunu fizibilite raporlarıyla desteklemek en önemli konuydu. Bu dönemde “yaptığımı satarım” görüşü hakimdi
  • 1970’lere gelindiğinde ise ürün üretebilmek biraz daha kolaylaştı ve rekabet denen konu gündeme geldi. Rekabet edebilmek için artık yapabilmek değil, düşük maliyetli üretebilmek önem kazanmaya başladı. Bu dönemde iş disiplini, kontrol temelli yönetim araçları ön planda oldu
  • 1980’lerde serbest kur rejimine bağlı olarak finans ve paranın yönetimi önemli oldu.
  • 1990’lar da ise küresel şirketlerle çalışmak, global düşünmek ve onların iş disiplinlerine uygun ürün üretebilmek elzem konular arasına girdi.
  • 2000’li yıllara gelindiğinde internetin hayatın her aşamasına girmeye başlaması ve teknolojinin gelişmesiyle artık yönetim oyununun kuralları değişmeye başladı.
  • Günümüzde ise teknoloji, finans, küresel düşünme konularıyla birlikte, talebin ve tüketici tercihlerinin geleceği hakkında tutarlı, sağlam öngörüler yapmak ve buna paralel yol ve yöntemler geliştirmek her şeyden önemli oldu.

Arz yağmurlarıyla karşı karşıya kalan günümüz iş dünyası, artık sadece şirketi ve sunduğu ürün veya hizmetleriyle varlığını sürdürmüyor. Yakın ve uzak çevresindeki çetin rakipleriyle, öğrenen, seçen, şikâyet eden bilinçli müşterileriyle, tahmin edilemeyen krizleriyle, marka değerinin ve nasıl algılandığının yönetimiyle, yenilikçi araştırma geliştirmesiyle ve yetkin insan kaynağını yetiştirme, elde tutma, gibi konularla da baş başa.

Patron veya profesyonel yöneticiler, şirketlerinin ortalamanın üzerinde kar etmesini, nesilden nesile devam etmesini istiyorlarsa; gündelik operasyonel uğraşlardan zaman bulup geleceği şimdiden okumak ve yönetim metotlarını bu şartlara göre uyarlamak durumundadır. Gelecek kavramının zaman sınırına baktığımızda, bunun tam tanımının şirketin bulunduğu sektöre bağlı olarak değişebileceğini söyleyebilirim. Örneğin, on yıllar boyunca gerekli testleri yaparak ilaç üretimi yapan bir ilaç şirketi için 5 yıl kısa bir süreyken, teknoloji üretimi yapan bir firma için beş yıl çok uzun bir gelecek tanımı olabilir.

Günümüz yöneticilerinin, eski yönetim metotlarının işe yaramadığını bilmesi ‘Bilgi çağı’ olarak nitelendirilen dönemimizde artık uzun dönemli stratejik bakış açılarını ve yeni yönetimsel yetkinlikleri bilgi haznelerine eklemesi gerekmektedir.

Profesyonel yönetici tanımı her geçen gün evriliyor ve rekabet edebilmek, sürdürülebilirlik için bazı stratejik konular ön plana çıkıyor. Günümüzde profesyonel bir yönetici;

  • Artık sadece kendi çerçevesinden değil “aynı yere” bir de en yakın rakiplerinin, müşterilerinin bakış açısından bakmak,
  • Kısa dönemli kısa tahminlerden öte, makroekonomik uzun dönemli bilimsel tahminleri referans almak,
  • Olayları sebep sonuç ilişkisi içerisinde ele alarak analitik düşünmek,
  • Geçmişle gelecek arasında köprü kurabilen paradigma analizleri yapmak,
  • Sosyolojiyi, toplum psikolojisini ve demografik özellikleri çok yakından takip etmek,
  • Hayat tarzı analizleri (value and life styles=VALS) diye bir şeyin olduğunu bilmek,
  • Demoskopik analizlerle kitlelerin düşünce ve bakış açılarını incelemek, yorumlamak ve buna göre aksiyon planları yapmak,
  • İletişimi daha da etkin kullanmak ve interaktiviteyi işlerinin içerisine dahil etmek,
  • Kriz, olasılık ve senaryo analizleri yapmak,
  • Pazarı, pazarın gelişimini ve ürün yaşam döngüsündeki değişimi iyi okumak,
  • Rakiplerin stratejileri ve taktiklerini takip etmek ve bunlara uygun aksiyon almak

DURUMUNDADIR!

Artık ürün üretmek, tedarik etmek ya da hizmet sunmak çok kolay. Müşteri çok ama arz eden güçlü firma sayısı da bir o kadar fazla. Bu çokluğun içerisinde rakiplerin, müşterilerin, çalışanların firmalarımızı ve bizi izlediğini, zayıf ve güçlü yanlarımızın neler olduğunu not ettiklerini unutmamamız gerekiyor. Rekabetin hızla arttığı, varolmanın her geçen gün daha da zorlaştığı bu dönemde yönetim yaklaşımlarımızı buna göre şekillendirmemiz kaçınılmaz oldu.

Farkında olsak ta olmasak ta yönetim oyunu yepyeni boyutlara yelken açmış ilerliyor… Dümenini iyi kontrol eden şirketler başarısını katlayarak varlığını sürdürecek, kontrol edemeyenlerse; şirket mezarlığında kendisine güzel bir mezar taşı seçmek durumunda kalacak…

Kamil BAYAR

VIA Yönetim Çözümleri Kurucu Ortağı ve Strateji&Yönetişim Danışmanı

www.kamilbayar.com

Bir Cevap Yazın