Yeryüzü Doktorları CEO’su Ali Doğan ile Ropörtaj

0
492

Endüstri Mühendisleri olarak bir çok sektörde ve farklı alanda hizmet veriyoruz. Bu gün ise çok daha farklı bir alanda bir yardım vakfı olan Yeryüzü Doktorları’ nın CEO’ su meslektaşımız Sn. Ali Doğan’a sorularımızı iletiyor olacağız.

Öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Ayrıca, ben de yer yüzü doktolarını takip ediyor ve destek vermeye çalışıyorum yaptığınız çalışmalar için de teşekkür ederiz.

Sizi tanıyarak başlayalım Ali Doğan kimdir? Neler yapar?

1982 Bandırma doğumluyum. Evliyim, 2 oğlum var.

2006 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Aynı bölümde yüksek lisans yapıyorum. 2006-2012 yılları arasında İBB Strateji Geliştirme Müdürlüğü’nde bir süre yönetici asistanı, bir süre de program yöneticisi olarak çalıştım. Stratejik Planlama, performans yönetimi, süreç analizleri, reorganizasyon, çalışan ve vatandaş memnuniyet araştırmaları, proje yönetimi ve risk yönetimi bu dönemde çalıştığım konulardı. 2013 yılının başından beri Yeryüzü Doktorları Derneği’nde genel müdür olarak çalışıyorum.

İTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Tez olarak, marka algısı ve bağış motivasyonu arasındaki ilişkiye dair bir yönetim modellemesi çalışması yapmaya çalışıyorum.

Yukarıda bir kısmı geçen “Mühendislik Yönetimi” konuları üzerinde çalışmayı seviyorum.

Yeryüzü doktoları 4 kıtada 40 ülkede bağışda ve yardım faaliyetinde bulunmuş bir örgüt. Yeryüzü doktorları nasıl koordine oluyor? Ekibinizde günlük hayatında mesleğine devam eden sağlık personelleri var. Çalışmaları nasıl yürütüyorsunuz?

Yeryüzü Doktorları 2000 yılında bir grup gönüllü tarafından kurulmuş, uluslararası projeler yürüten, sağlık alanına odaklanmış bir yardım kuruluşu. İlk yıllarında, gönüllülerin, her sene 5-6 defa, 10 günlük kısa kamplarla ihtiyaç olan coğrafyalarda ameliyat ve muayeneler yapmak için organize olduğu bir yapıdan, zamanla projeler planlayan ve yöneten bir yapıya dönüşmüştür. Sağlık alanında, kriz ve acil durumlar başta olmak üzere, koruyucu ve tedavi edici sağlıktan; sağlık eğitimi, ekipman ve sistem destek gibi kapasite geliştirme projelerine kadar pek çok proje ve programlar yürütülmektedir. Dolayısıyla, ilk yıllarında büyük ölçüde gönüllülük üzerine kurulan yapı, gelinen noktada, profesyonel çalışanların ağırlıkta olduğu, bağış ve gönüllülük desteğinin de profesyonellerin koordinasyonu ile artarak devam ettiği bir yapıya dönüşmüştür.

Vodofone eski CEO’ su Gökhan Bey’ in bir röportajında gönüllü çalışanları yönetmenin daha zor olduğunu söylüyor. Buna katılıyor musunuz?

Sivil toplum çalışmaları gönüllü olmadan olmaz. Hatta profesyonel çalışanlarınızın da yaptıkları işi gönülden yapmaları, yani işinin gönüllüsü olması beklenir. Özellikle sağlık alanında, profesyonel karşılığı çok yüksek olan gönüllü katkılar bize çok güç katıyor. Ancak, belli bir kamuoyu desteğini almış, belli bir ölçeği yakalamış yardım kuruluşlarında, sürekli artarak gelen bağış ve hibelerin belirli bir düzen içerisinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerekir. Dolayısıyla, bu noktada artık yönetim profesyonellerin elinde yürütülmek durumundadır. Konuyu tersten yaklaşarak biraz daha açabiliriz:

Gönüllülüğün belli bir ritimde ve uzun süre devam ettirilmesi zordur.

Dolayısıyla, gönüllülük üzerine orta-uzun vadeli işler bina etmek çok zordur.

Yukarıda belirttiğim gibi, belli bir ölçeği yakalamış kuruluşlar üzerinde beklentiler yükselmekte, bağışçılar tarafından hata tahammülü azalmaktadır. İşlerin etkin, verimli, kaliteli yapılması gerekir. Bunlar için de kurumsal hafızaya, süreçlere ve kültüre ihtiyaç vardır. Bunlar ancak profesyonel kadrolar eliyle sağlanabilir.

Yapılan araştırmalarda bağışçıların motivasyon kaynağının daha çok yapılan işlerin etkinlik, verimlilik ve kalitesi ile sağlandığı, yani verilen bağışın/kaynağın kullanımının çok önemli olduğu; gönüllülerin motivasyon kaynağının ise daha çok maceracı duyguları tatmin, farklı deneyimler yaşama vb. üzerine olduğu tespit edilmiştir.

Profesyonellik ve gönüllülük arasındaki denge yardım kuruluşları için verilmesi gereken önemli bir stratejik karardır. Genelde gönüllü bir grup tarafından başlatılan iyi işlerin, belli bir süre sonra topluma mal olan, ihtiyaç sahiplerine önemli ölçüde katkılar sağlayan bir seviyeye gelmesi sonucunda bu stratejik kararla baş başa kalınır. Gönüllülük ritmi, gücü ve motivasyonu ekseninde, bunların kaldırabildiği bir ölçekte devam etmek mi; yoksa profesyonel süreçler ve bu doğrultuda elde edilen sonuçlar zemininde uygun zamanda uygun yerde istihdam edilen gönüllüler mi?

2015 Küresel İnsani Yardım raporuna göre Mayıs 2015 itibarıyla Türkiye, en fazla sığınmacı barındıran ülke. Çalışmaları yurtiçine yönlendirdiniz mi? Bu yaşanan olaylar sonrası insanların bağış yönelimleri veya gönüllülerinizin tepkileri nasıl oldu? Suriye’ li misafirlerimizle beraber bağış ve destekte bir artış yaşandı mı?

Suriye Krizi’nin başlaması itibariyle Suriyelilere yönelik projelerimiz başladı. Krizin etkileri önceleri Lübnan sınırındaydı, orada projelerimiz oldu. Krizin Türkiye sınırını etkilemesiyle birlikte hem Suriye içinde hem de Türkiye’de projeler hayata geçirdik. Şu anda iş yükümüzün yarısını Suriyelilere yönelik yaptığımız projeler oluşturuyor.

alidogan-enm

Krizin ilk yıllarında bağış toplamakta zorlanmadık ancak zaman ilerledikçe ve konu çözümsüzlüğe doğru gittikçe bağışlar azalmaya başladı. Acil bir ihtiyaca ilk etapta hemen hemen herkes yardım etmeye meyillidir. Ancak krizin uzaması, sürdürülebilir projeler yapabilecek zeminlerin olmayışı vb. sebeplerle bağışı tetikleyecek motivasyonu sağlamak zorlaştı. Bu duruma uluslararası hibeler yetişti. Biz de açılan bu hibe çağrıları kapsamında projeler ürettik ve bu projeleri devam ettiriyoruz. Bunlar daha ziyade ücretsiz muayene ve ilaç sağlayan, psikososyal destek sunulan klinikler.

Yine 2015 Küresel İnsani Yardım Rapora göre bu durum Türkiye’yi ABD ve İngiltere’den sonra dünyanın üçüncü büyük bağışçı ülkesi yapıyor. Türkiye milli gelirine oranla en fazla yardım yapan ülke. Kişi başı en fazla yardım yapan ülkeler sıralamasında da yedinci. Neden bize göre çok daha zengin orta doğu ve asya ülkeleri varken bizim yardımlarımızı geçemiyorlar. Bu ülkelerde bizde ki tarz vakıflar örgütler daha mı az yoksa çalışma şekilleri mi farklı?

Açıkçası buna net bir tespit koymakta zorlanıyoruz. Çünkü bizim yardımlarımızla ilgili figür hala net olarak ortaya çıkmış değil. Mesela, TÜSEV tarafından yapılan 2004 ve 2015 yılları karşılaştırmalı araştırmaya göre bağışların sadece %12’si kurumlar üzerinden yapılıyor. Araştırmada, küçük miktarda bağışlar yapıyor olmak, bu bağışları belli bir düzen ile yapmıyor olmak, STK’lara olan güven vb. nedenler de tespit edilmiş. Dolayısıyla belki de bu yardımlar da dikkate alındığında uluslararası istatistiklerde daha yukarıda olma ihtimalimiz yüksek. Ancak, bu dönemsel bir şey midir, yoksa bu şekilde uzun yıllar devam eder mi, bu sorulara dair tespitler koymak zor. Özellikle yurt dışı yardımların, coğrafya ve tarih birlikteliği, dış ilişkilerdeki devlet politikaları vb. faktörlerden de büyük oranda etkilendiğini düşünüyorum. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi istikrar yine çok belirleyici. Tabi çok önemli bir faktör de yardım kuruluşlarının nicelik ve nitelik olarak kapasitesi. Ülkemizde yeteri sayıda ve uzmanlıkta yardım kuruluşu olduğunu düşünmüyorum. Özellikle insani yardımda öne çıkan kuruluşlarımızın hemen hemen hepsi tipik insani yardım kuruluşları. Ancak bu alanda barınma, su-sanitasyon, sağlık, beslenme-gıda vb. alt uzmanlık alanları var. Artık daha uzmanlık sahibi, ihtisas kuruluşlarına ihtiyacımız var. Mesela biz Yeryüzü Doktorları olarak bu anlamda önemli bir avantaja sahibiz. Kuruluşumuz itibariyle sadece sağlık yardımlarına odaklanmış bir kuruluşuz. Bunun odağın dağılmaması, odaklandığın işin daha iyi yapılması ve sonunda uzmanlaşma şeklinde bir gelişimi ve bağış ve gönüllük desteğinin artması anlamında bir karşılığı var.

Sağlık sektörüyle iç içesiniz. Sağlık sektöründe Endüstri Mühendisleri’ nin rolü nedir sizce? Hastane yönetimde kadroların ciddi bir bölümü doktor sizce bu doğru mu? Yönetimde ENdüstri Mühendisleri daha iyi iş çıkarabilir mi? Yoksa hastanelerde durum bizim düşündüğümüzden biraz farklı mı?

Bu sorunuza direk değil ama benzetme suretiyle dolaylı olarak cevap vermeye çalışacağım. Biz Yeryüzü Doktorları olarak da hastaneler kurduk ve işlettik. Bizler için bu işler birer proje idi, dolayısıyla birer proje yöneticisi tarafından yönetiliyorlardı.

Ana işin etrafında o kadar çok lojistik işi var ki sağlık alanında, adeta askeriye için kullanılan “savaşı lojistiği güçlü olan kazanır” tabiri burada da geçerlidir.

Aslında, genel anlamda iyi yönetilmeyen hiç bir sistem, ana faaliyet alanından uzmanlar tarafından olsun veya olmasın kim tarafından yönetiliyorsa, iyi çalışmaz ve iyi sonuçlar vermez.

Açıkçası bu, cevabı çok uzun verilebilecek bir soru. Yönetim konularına hakim olmak, yöneticilik yetkinliklerine sahip olmak, ya da sadece teknik düzlemde yönetim iyileştirme çalışmaları yapmak (süreç ve sistem analizi ve planlaması yapmak vb.) vb. açılardan değerlendirebilir ve konuyu her zamanki gibi Endüstri Mühendislerinin bunların hepsine katkı sağlayabileceği, hepsini yapabileceği noktasına bağlayabiliriz 🙂

ali-dogan-yyd-ceoGönüllü bir oluşumda yönetmenin farklılıklarını önceki sorularımızda bahsettiniz peki yaptığınız işte Endüstri Mühendisliği’ nin size neler kattığını düşünüyorsunuz. Bir iş sırasında iyi ki Endüstri Mühendisiyim dediğiniz oldu mu?

İlk işimde stratejik planlama, performans yönetimi, süreç analizleri, reorganizasyon, risk analizleri, proje yönetimi vb. yönetim konuları ağırlıklı projelerin içinde olmuştum. Yeryüzü Doktorları’nda bunların hepsini bütüncül bir yaklaşımla uygulamaya ve iyi bir yönetim sistemi kurmaya çalışıyoruz. Şüphesiz, insani yardım ve kalkınma yardımları dünyası çok farklı ve özel dinamikler içeriyor. Yukarıda saydıklarımı böyle bir dünyanın içinde realize etmeye çalışmak gerçekten keyifli.

Açıkçası, üniversite yıllarımda psikolojiye biraz meyletmiştim. İnsanlara direk fayda sağlıyor olması beni çok etkiliyordu ve bir Endüstri Mühendisi olduğumda mesleğim bana psikolojideki gibi insanlara direk fayda sağlayacak nasıl bir araç olabilir sorusunun cevabını çok aradım? Cevabı bulamamıştım… Bu açıdan baktığımda, bir gün bu işimden ayrıldığımda, eğer çok iyi bir sistem kuramamış olsam bile en azından bu süreçte yapılan yardımlarda bir nebze olsun katkım olduğunu biliyorum, ama eğer çok iyi

bir sistem kurmuş olarak bu görevi bırakırsam, hem çalıştığım bu dönemdeki hem de bundan sonraki yardımlarda payım olacak.

Elimizde olup farkında olmadıklarımızı paylaşma duygusunu anlatabilmem zor.

YYD içerisinde sağlık sektörü dışında gönüllü arkadaşlar var bunlar neler yapıyorlar hangi görevleri üstleniyorlar.

Ben, Yeryüzü Doktorları ile 6 yıl önce gönüllü olarak çalışmaya başladım. Önce bir proje için risk analizi, planlama ve bir gantt şeması oluşturma gibi küçük bir çalışma yapmıştım. Aradan iki yıl geçti, sistem analizi ve reorganizasyon için 4-5 Endüstri Mühendisi arkadaşımız ile bir çalışma yaptık. Hala o zaman tasarladığımız organizasyon şeması ana omurgayı oluşturuyor.

Bunun gibi, uzmanlık alanına göre herkes belli ölçüde katkılar sağlayabilir. IT alanında 4-5 farklı program üzerinden bir takım çalışmalar yürütüyoruz, dolayısıyla bu programlarda uzman kişiler sıkıştığımız noktalarda yardımcı olabilirler. İnsan kaynakları, kurumsal iletişim, lojistik yönetimi vb. konularda benzer destekler sunulabilir.

Bunlar zaman zaman yapılabilecek katkılar. Ancak sürekli yapılabilecek ve çok önemli olan katkı bizim savunuculuğumuzu yapmak olacaktır. Hangi profesyonelliğe sahip olursak olalım, projelerimizi ve kampanyalarımızı çevremize duyurmak ve özellikle bağış desteğini artırmak, bizler adına yapılabilecek en önemli gönüllülük faaliyeti diyebiliriz.

dogan-aliYYD ye bağış ve destekte bulunmak isteyen okuyucularımız size nasıl ulaşabilir? Nasıl bilgi alabilirler?

www.yyd.org.tr adresindeki web sitemiz üzerinden veya yine bu adreste bulunan banka hesap numaralarımız üzerinden bankalar aracılığı ile derneğimize bağış yapılabilir. 6612 SMS hattımız, herhangi bir projemizin adını yazarak veya boş olarak SMS gönderiminde bulunup bağış yapabilirsiniz.

İstanbul, Zeytinburbu, Merkezefendi’de bir konağımız var, sizleri Yeryüzü’ne bekleriz.