Yrd. Doç. Dr. R. Murat DEMİRER ile Röportaj

0
683

Mesleğimizi yapan kişilerden tavsiyeler almak amacıyla başlattığımız akademisyenlerle röportajlar bölümümüzde şimdiki sıra Üsküdar Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. R. Murat Demirer ile …

Hocamla, eğitim sistemlerinden yurt dışı öğrenimlerine; akademik yayınlardan teknolojiye kadar uzanan hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Hepinize keyifli okumalar…

 

1.) Öncelikle sizi tanımakla başlayalım, Murat Demirer kimdir?

Merhaba arkadaşlar. Üsküdar Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği bölüm başkanıyım. University of Arkansas at Little Rock (UALR) bilgisayar bölümünde misafir öğretim üyesiyim. Akademik hayatım genellikte üniversitelerde geçmekte. Sadece 5 yıl özel sektörde çalıştım. Japonya’da 2 aylık bir araştırmada görev aldım. Amerikan Savunma Bakanlığı adına 1 yıl insansız uçak projesinde çalıştım. Şimdi de Üsküdar Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği derslerine giriyorum.

2.) Ohio Üniversitesi’nde bulundunuz. Tokyo’da bulundunuz. Bu süre zarfında Türkiye, Japonya ve ABD arasında çalışanların kültürü ve eğitim sistemi olarak ne gibi farklılıklar gördünüz?

Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nde doktoramla ilgili 2 aylık araştırmada bulundum. 1 Yıl Ohio State Üniversitesi’nde bulundum. Üç kültür de tabi ki birbirinden çok farklı.

Amerika’da daha çok akademisyenler arası rekabete dayalı bir kültür söz konusuyken, Japonya’da daha çok birbirini destekleyici, sıkı takım çalışması ruhu var.

Türkiye’ye gelirsek tabi ki diğer iki devlete nazaran sınırlı araştırma bütçeleri mevcut. Araştırma kültürümüz Amerika’ya yakın. Çünkü büyük bir mücadele ve rekabet var. Fakat en büyük farklılığı, rekabetin araştırmadan çok yayına yönelik olması. Türkiye’de yayına bağlı araştırma yapılmakta; araştırmalar yayın amacından doğmakta, oysaki tam tersi olmalı. Aradaki en büyük fark bu.

3.) Yurtdışında öğrenim gören arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir? Hangi ülkeleri tavsiye edersiniz. Bunu başarabilmek için olağanüstü bir çabaya gerek var mı?

Lisans seviyesinde olursa liseden itibaren büyük bir hazırlık gerekmekte. Yurt dışında yüksek lisans ve doktora yapmak isteyenlerin, TÜBİTAK burslarından faydalanabilmeleri için çok çalışıp sınavlarda başarılı olmaları gerekmektedir. Bunun dışında Amerika için bazı ölçütler gerekmekte GRE, TOEFL gibi. Alman kültüründe ve Almanca eğitim veren bazı okullarda okuyan öğrencilerin Almanya’ya gitmesi rahat oluyor, çünkü orası için en büyük sorun dil. Türkiye’ye yakınlığından ve bilimsel olarak -özellikle kimya- Almanya gibi ülkelerde yüksek lisans ve doktora yapmalarını öneririm. Devlet üniversitelerinde okul ücreti olmayışı öğrenciler için avantaj. Bunun dışında Japonca öğrenme imkanları olanlar için Japonya ideal olacaktır. Ayrıca eklemek isterim, lisans seviyesinde yurt dışına çıkanların Türkiye’ye geri dönmesi yüksek lisans ve doktoraya nazaran daha zor oluyor.

img-20161011-wa0016

4.) Kriptografi derslerine giriyorsunuz. Günümüzde Blockchain teknolojisi altyapısıyla yepyeni bir sanal para birimi olan Bitcoin var. Kriptografisi sayesinde güvenilirlik kazanıyor ve değeri giderek artıyor. Bu ve benzeri ürünler de bilgi güvenliğine olan ilgiyi ve uzman ihtiyacını arttırıyor. Bilgi güvenliği noktasında Türkiye’de lisans eğitimi yok ve yüksek lisans olarak da sınırlı birkaç üniversitede var. Kendini bu alanda geliştirmek isteyenlere neler önerirsiniz?

Bitcoin (sanal para) Amerikan Merkez Bankası gibi bir banka tarafından tek taraflı yönetilmiyor. İçinde gelişmiş güvenlik algoritmaları, şifreleme sistemleri mevcut. Bu sene sadece 6 milyar $ bitcoin kullanılmış. Ben farklı ünversitelerde kriptografi dersi verdim. Bu alanda Amerikan Savunma Bakanlığı’nda çalıştım. Kripto algoritmaları, bilgi güvenliği artık çok önem kazanmakta. Hem matematik hem de protokol düzeyde güvenlik standartları her geçen gün daha da gelişiyor. Türkiye’de bilgi güvenliğinde yüksek lisans dediğiniz gibi var ama sayılı, lisans ise yok. Bazı üniversitelerde bilgisayar mühendisliği programları var, içinde kripto ve ağ güvenliği dersleri mevcut. Gelişim açısından dersler haricinde bazı kurslar almak gerekiyor.

Tavsiyem, yüksek lisansı yurt dışında yapmaları.

Bitcoin teknolojisinin gelecekte yüksek standartlara çıkacağına eminim. Şu an New York borsası, Japon borsası, altın borsası gibi borsalarla bitcoinin korelasyonu arasında negatif bir ilişki var. Hatta korelasyon yok gibi, geliştirilmesi gerek. İnanıyorumki, zaman içerisinde elektronik para oturacak.

5.) YÖK’ün “Türkiye Yükseköğretim İçin Bir Yol Haritası” başlıklı raporuna göre; Türkiye, dünya akademik yayın sıralamasında 30 ülke arasında 20. sırada. 1. ise ABD. Sizce bu fark neden kaynaklanıyor?

ABD’nin akademik yayınlara ayırdığı bütçe ve Türkiye’nin ayırdığı bütçe arasında büyük bir fark var. Bunun dışında üniversite modellerimiz araştırma olarak farklılık kazanıyor. Daha çok eğitim ve araştırmayı birlikte yürütüyoruz. İkinci bir problemimiz ise ülkemizdeki sanayi şirketlerinin aslında gözüken AR-GE’lerinin olmayışıdır. Örneğin ilaç tasarımını kendimiz yapamıyoruz, ABD’den kullanıyoruz. Kendi şirketlerimiz genellikle yabancı şirketlerle işbirliği içinde olduğundan çok yüksek düzeyde araştırma problemleri doğmuyor.

Temel bilimlerde zengin araştırmalar yapılamıyor.

En büyük sorunumuz yayınları unvan almak için yapacak bir sistem içerisindeyiz. Buradan kaynakla, araştırmadan yayın doğmalıyken yayından araştırma doğuyor. YÖK’ün koyduğu kuralları tekrar gözden geçirmesi gerekmekte.img1476292396317

6.) 2006’da daha az makale üretiliyordu ancak üretilen bilimsel yayınlara yapılan 151.000 atıf kayıtlara geçmişti. 2012’de yapılan atıf sayısı ise sadece 16.000 oldu. Bu düşüşler gösteriyor ki kaliteli ve özgün bilimsel çalışma noktasında sıkıntı var. Akademik anlamda neleri eksik yapıyoruz? Daha iyi çalışmalar yapılması için neleri önerirsiniz?

Atıf demek kalite demektir. Fazla atıf alan yayınlar haliyle kaliteli olmakta. Çok fazla yayın çıkıyor ama zengin içerikli olanların sayısı çok az. YÖK’ün koyduğu kurallar, yapılacak yayınların çok sayıda olma isteği sonucunu getiriyor. İçerikten çok sayıyı arttırma amacı mevcut. Tüm bunların yanında yüksek kaliteli yayınlar çok para gerektiren, emek isteyen, uzun, zahmetli işler olarak kalıyor. Düzenleme getirilmeli.

7.) Biraz da Endüstri Mühendisliği hakkında bir kaç söz alalım. Endüstri Mühendisleri ve teknoloji arasında nasıl bir bağ kurabiliriz? Teknolojiyi işlerine daha iyi adapte edebilmek için hangi alanlarda endüstri mühendislerinin kendilerini geliştirmeleri gerek?

Endüstri mühendisliği 21. yüzyılda çok gelişti. “Lean Production” en az atıkla, en az envanterde stok maliyetiyle, en düşük bütçeyle, en kaliteli yapılan üretimdir ve endüstri mühendisliğinin temeli de bunları içerir. Öğrencilerin özellikle yenilenebilir enerjiler üzerinde yoğunlaşmaları gerekmektedir. 3 boyutlu printer teknolojisine yönelmelerini öneririm. Artık dünyada seri üretim yerine tüketici isteklerine uygun üretim yapabilme özelliği önem kazanmakta. Buna aynı ürünü farklı şekilde üretmek de diyebiliriz. Bu şekilde inovasyonu güçlü gençlerin özellikle Amerika’da önü çok açıldı. Örneğin bir meslektaşımız kırılan elektronik aletlerin neden kırıldığını inceledi ve sonrasında ambalajlama sistemini o ürüne göre değiştirecek bir teknoloji geliştirdi.

Genç nesil inovatif yaratıcılık ruhuyla endüstri mühendisliğini birleştirirse Türkiye’de çok büyük atılımlar yaşanır.

Yeni üretim teknikleri bulunmalı, geliştirilmeli. Endüstri mühendisliği zor ama çok daha zevkli bir meslek.

Son olarak hepinize öğrencilik hayatınızda başarılar diliyorum.

 

Bir Cevap Yazın