Devlet Adamı Ali Babacan

0 11

1967 yılında Ankara’da doğdu. 1985’te Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi’ni birincilikle bitirdi.

1989 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden üniversite birincisi olarak mezun oldu.

1990 yılında Fulbright bursunu kazanarak, Amerika Birleşik Devletleri Northwestern Üniversitesi Kellogg School’da İşletme dalında Yüksek Lisans (MBA) yaptı.

Yüksek lisans çalışmalarında, Pazarlama, Organizasyon ve Uluslararası İş İdaresi dallarında uzmanlaştı.

1992 – 1994 yılları arasında, ABD’de finans sektörünün üst düzey yöneticilerine danışmanlık yapan özel bir şirkette çalıştı.

1994 – 2002 yılları arasında Ankara’da özel sektörde iş hayatını sürdürdü.

2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kurucu Üyesi olarak siyasete adım attı ve Parti’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Ali Babacan, 58. ve 59. hükûmetlerde de ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı yapmış, 60. hükümette 1 Mayıs 2009’a kadar Dışişleri Bakanı olarak görev almış ve Mayıs 2005 ila Ocak 2008 arasında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği konusunda görüşmelerin yürütüldüğü makam olan başmüzakerecilik görevinde bulunmuştur.  61. Hükümette Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Çok iyi derecede İngilizce bilen Babacan, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Ali Babacan Bilderberg toplantı üyeliği de yapmıştır.

Öğrencilik Hayatı

Ali Babacan’ ın bilgisayarla tanıştığında aklına ilk gelen de fatura oldu. Faturaları bilgisayardan çıkarabilirdi! Hemen uygulamaya koymak istedi bu parlak fikri. IBM firmasıyla görüşüp teknik hazırlıklarını tamamladı. Ancak vergi dairesi yetkilileri karşısına dikildi: ‘Hayır faturalar matbaada basılmak zorunda.’ Genç Ali Babacan yılmadı, Maliye Bakanlığı’na gidip gelerek ikna etmeyi başardı bürokratları. Sonuç sevindiriciydi; aile şirketi, bilgisayardan fatura çıkarmaya başlayan ilk şirket olmuştu.

TED’in 1985 mezunlar yıllığı da gurur verici satırlarla bezenmişti onun için. Arkadaşları, çalışkanlığı ve titizliğinin yanısıra iki önemli özelliğine dikkat çekiyorlardı. Birincisi ‘alışveriş uzmanlığı’ydı: ‘Arkadaşımız çok güzel alışveriş yapar. Çoğumuzun tabiri caizse kazık yediği satıcılardan, kendisi böyle bir tuzağa hiç düşmez ve nerede kaliteli eşya satıldığını iyi bilir.’  İkincisi de neredeyse beş vakit namaz kılmasıydı. ‘Bizim yaşımızdaki her Müslüman’ın yapması gereken fakat her nedense ihmal ettiği beş vakit namazı elinden geldiğince kılmaya çalışır ve bir insanın doğru yoldan çıkmaması için gerekli olan duaları bilir ve onlara göre hareket eder’ deniliyordu yıllıkta.

Lisede nasıl bir genç ise üniversitede de aynı çizgiyi izledi. Bir keresinde titizliğiyle şaşırttı sınıf arkadaşlarını. Dört arkadaş ortak bir proje hazırlıyorlardı. Kağıt ve bazı kırtasiye malzemesini alma görevi Ali Babacan’a düştü. Dört ayrı fişle birlikte getirdi malzemeleri. Cüzi bir ücret ödese de kimsenin hakkının geçmemesi önemliydi onun için. Ticari yaşamında öğrenmişti bu kuralı.

TED’den de sınıf arkadaşı olduğu için onu iyi tanıyan Can Akkan da 1989 mezuniyet yıllığında bu yönüne dikkat çekti: ‘Ali için okul yan bir uğraştır. O esasında bir öğrenciden çok işadamıdır.’ Bir diğer arkadaşı Hürol ise ‘Bizden çok farklı bir kişilik’ diyor ve ekliyordu: ‘Çok zeki. Her işin üstesinden gelebilecek bir kişilik. Birçok konuda bilgisi var. Proje çalışmalarımızda ondan çok şey öğrendim. Her geçen günün Ali’yi daha çok başarılara götüreceğine eminim.’

Nitekim Ali Babacan, ODTÜ’den, 4.00’lık ortalama ile üniversite birincisi olarak mezun oldu. Üniversite diplomasıyla yetinmeye niyeti yoktu. 1990 yılında Fulbright bursunu kazanarak, ABD’ye gitti. Hem de o yıllarda Amerika’daki sıralamada ilk sıralarda olan ABD Northwestern Üniversitesi Kellogg School’a.

Aslında bu okula kabul edilebilmek için üniversite sonrasında üç dört yıllık iş tecrübesi olması gerekiyordu. O da iş tecrübesini kanıtlamak için Ankara’daki IBM temsilciliğinden yazı aldı. IBM ile tanışıklığı, aile şirketinin bilgisayar sisteminin kurulması, fatura çıktısı alma mücadelesi verdiği günlere uzanıyordu.

İşletme dalında yüksek lisans (MBA) yaptığı iki yıl, yaşamında özel bir dönemdi. Global iş dünyasını tanımak ve Pazarlama, Organizasyon, Uluslararası İş İdaresi dallarında uzmanlaşmakla kalmadı, yeni zevkler edindi. Golf, yüzme, tenis gibi sporlarla ilgilenmeye, sabahları koşmaya başladı. Asıl önemlisi, seyahatler yaşamının en büyük zevki haline geldi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir Yazarın Diğer Paylaşımları

Bir Cevap Yazın