BMW ve Audi Üretim Tesisleri

0 63

1 hafta boyunca sanayi kenti Münich’te çeşitli incelemelerde bulundum. Bu incelemelerim çerçevesinde, ilk olarak Sanayi ve Üniversite işbirliğinin dünyadaki en önemli örneklerinden olan Munich Teknik Üniversitesi’nde araştırma yapma fırsatım oldu. Üniversiteye girdiğinizde, evet burada birçok şey üretiliyor diyebildiğiniz bir hava mevcut. Mühendisliğin dünyadaki en önemli örneklerinden olan bu üniversite ile, Alman sanayi firmaları yakın işbirliği içerisindeler. BMW Fabrikasına ziyaretimi gerçekleştirdiğimde aldığım bilgiler çerçevesinde ve buna ek olarak Almanya’da beni misafir eden Munich Teknik Üniversitesi öğrencisi değerli arkadaşım Merve Genç’in ilettiği üzere, BMW’nin yazılımlarının ve parça dizaynlarının birçoğu bu üniversitede tasarlanmaktaymış.

Buradan doğrudan BMW ziyaretime geçiş yaptığımda ise, ilk olarak vurgulamak istediğim tam da bu Profesyonellik olgusu. Yani, bugün dünyanın en önemli lüks segman araç üreticileri arasında bulunan BMW’nin başarısının altında, işte bu yüksek bilimsel bilgi yer almaktadır. Yaklaşık 3 saat oldukça bir profesyonel rehber ile teknik gezi yaptığımız BMW fabrikasında toplamda 3 kilometrelik bir alanda üretim bandını inceleme fırsatım oldu. Elimde, BMW’ye ait fabrika notları ile dolu dolu döndüğüm bu incelemede her şeyin yazılım teknolojisi, lazer denetim sistemleri ve yüksek teknoloji unsuru inovatif robotlarla üretildiğini görmek gerçekten şahsım için üretimde, farklı sektörde bir eşik atlama olarak nitelendirilebilir. Müthiş bir iş güvenliği ve profesyonellikte gerçekleşen incelememiz, öncesinde BMW tarihi ile ilgili bir sunuşla başladı. Müsaadenizle bu sunuştan ön plana çıkan yanları şöyle ifade etmek istiyorum. 1970’lerde Alman sanayisi krize girerken, BMW üretim tesisini genişletme imkanına sahip olmuş. 2005-06 krizinde diğer Avrupalı üreticiler sermaye indirimi ve tasarrufa giderken, BMW’nin mevcut yapısını güçlendirerek devam ettirdiği ortaya çıkmaktadır.

Bu sonuç, etki düzeyi yüksek büyük sanayi kuruluşlarının başarısının altında yatan nedenin, diğer firmalar krizlerde iken buna karşın yükselebilme olduğu olgusunu desteklemektedir. Benzer çıkışları yapan firmalara az da olsa Türkiye’den de rastlamak mümkün. Tüm bu sürecin, ortak çıktısı ise Üretimin dinamiklerine, yani disiplinli çalışma, yüksek teknolojiye dayalı AR-GE faaliyetlerinde bulunma ve en önemlisi Stratejik Planlama nosyonuna sahip olabilmektir. Firmaların olası kriz ve yükselme dönemlerini önceden bilimsel test ve veri süreçlerine dayandırarak, simülasyonlar çerçevesinde senaryo çalışmaları yapmaları, benzer sektörlerdeki rakiplerine karşı yüksek bir rekabetçilik üstünlüğü sağlamaktadır.

BMW’deki bir diğer ayırt edici özellik ise, firma içerisinde oluşturulan yüksek aidiyet kültürü. Yüzde 51 hissesinin Alman bir aileye ait olduğu BMW’de kalan diğer hisseler, şirket ortakları ve çalışanlar arasında paylaştırılmış durumda. Büyük bir yönetim meclisi tarafından kararların alındığı BMW’de, eşitlikçi yönetim ilkesi ve kurumsal ve toplam kalite yönetimi doğrudan ön planda olan yaklaşımlar. Büyük oranda, Alman teknolojisi robotlar tarafından üretilen BMW Munich merkez fabrikasında, 1 ve 3 serisi araçlar üretilmektedir. Bu araçların ise günlük üretim sayısı toplamda 900. Bunu 24 saate vurduğunuzda ise dakikada 1 aracın tüm testler bitirilerek tüketiciye teslim hale geldiğini yerinde görme imkanına sahip olduk. Bu gerçekten müthiş bir süre… Nihayetinde dakikada bir BMW aracı gene aynı bu dakikanın içerisinde tren veya tırlara yükleniyor ve satış yapılacağı bayiye doğru yol alıyor… Unutmadan vurgulamakta fayda var, sipariş haricinde herhangi fazla araç üretilmiyor, üretim bandına düşen araç sayısınca robotlar üretimi başlatıyor ve 1 dakika içerisinde teslime hazır hale getiriyorlar.

Söz konusu robotların çalışma esaslarında en çok dikkatimi çeken ise lazer teknolojisi. Robotların, araca bir parça monte etmeden önce bunu bir ışık havzasında kontrol ettiğini gördüm, bunun ise daha önce bu ışık havzasına kodlanan orijinal parça ile monte edilecek parçanın kontrolü amaçlı olduğunu öğrenince, yazılım teknolojilerinin yüksek katma değer ve rekabetçilik değerini yerinde deneyimlemiş oldum. Öte yandan, robotların sırası gelince gene ışık ve lazer yoluyla çalışmaya başladıklarını, aracın kapılarının dahi robotlar tarafından açılıp kapandığını, en önemlisi de robotların başlık bölgesinde ki hareketlerin tıpkı bir insanın vücut dili gibi olduğunu görebilmek… İnsanın kodladığı bu robotlar, gerçekten insan hareketlerinin neredeyse aynısını icra ediyorlar… Bu deneyim gerçekten parayla satın alınamayacak türden…

BMW hakkında son olarak değinmek istediğim ise, firmanın önemli bir mimari kimliği olduğu. Munich’in geneline hakim olan minimalist çizgiler ve post-modern mimari vurguları hem yanda görüldüğü üzere BMW’nin yönetim binasında hem de Weltd’lerinde apaçık görülmekte. Yani BMW kendisini, gerek Üretim kültürü gerekse de firma kimliği ile yüsanat ve teknolojide somut örnekleri çerçevesinde inovasyona ve ayırt ediciliğe dayandırıyor. İşte bunun adı, gerçekten Profesyonelliktir.

Bir diğer ziyaretimi ise, Munich’e 1 saatlik mesafede yer alan Ingolstadt kentinde ki Audi fabrikasına gerçekleştirdim. Her iki fabrikada da üretim tesisi içerisinde fotoğraf çekmek ve cep telefonu kullanmak yasak olduğu için burada sizlerle robot ve makina fotoğraflarını paylaşmam mümkün olamadı. Ancak, Audi’nin de BMW’nin benzeri bir şekilde öncelikle zevkli bir mimari de yönetim binası olduğunu sevinerek ifade edebilirim. Öte yandan, firmanın yüksek teknolojiyi dönemsel olarak Alman ulusunun gelişimi için uçak motoru ve benzeri savaş araçlarının da yapımı için sergilediğini öğrenmek, beni mutlu eden bir diğer veri oldu. Yani, Üretim Almanya’nın temel nosyonu ve bakın 2 Dünya Savaşı ile yerle bir olan bir ülke bugün dünyada adını markaları BMW, Audi, Volkswagen vs. ile ortaya koyuyor. Tüm bunların temelinde ise, gerçekten çok çalışmak, istemek ve başarmak yatıyor. Audi’de ise, hakim olan nosyon lüks segmentteki araçlara ek olarak toplu taşıma ve ticari eksende de araçlar üretmeye odaklanıyor. Pazarı çeşitlendirme ve firma konumlaması adına farklı bir strateji olan bu yaklaşım, firmanın ürünlerinin sergilendiği ana fabrika galerisi ve müzesine de doğrudan yansımaktadır.

Netice itibariyle, Dünya’daki başarılı ülkelerin ve bu büyük sanayi kuruluşlarının başarı reçetesi çok açık:

“Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak!…” Sürekli vurguluyorum, ancak tekrar değinmek istiyorum ki, Türkiye gereksiz toplumsal enerji harcamalarına son verip, büyük ve marka bir ülke olmaya karar verdiğinde çizilecek Strateji, gidilecek yol ve atılacak adımlar bellidir.

SADECE İSTEYELİM! BUNLARIN SONUÇLARI HERKESİ MUTLU EDECEK CİNSTEN OLACAKTIR.

Bunlar da İlginizi Çekebilir Yazarın Diğer Paylaşımları

Bir Cevap Yazın