Türkiye'nin Endüstri Mühendisliği Platformu

İçimizden Biri Work And Travel Anıları

0 33

Söz vermiştim kendime aslında Work and Travel a dair hiçbir yazı,doküman olmayacaktı hayatımda.2015 in Haziran – Ekim yazından geriye kalanlar birkaç fotoğraflar anlatılmış birkaç anıyla beraber benimle yaşayacaktı .Farklı sebepleri olmakla beraber ben böyle olmasını istemiştim.Taa ki Üstad Bahadır dan deneyimleri paylaşmam konusunda bir istek gelinceye kadar

Olmasa da olur ama olursa daha güzel olur!

 Gidene kadar hep “yaa ne gerek var gidiyorsun da nolcak sanki “ şeklindeki cümleleri çokca kuran biri olarak döndüğümde bu cümlelerin yerini almıştır bu başlık.Bunu neden söylüyorum ; “gitmeyi tavsiye eder misin? “ sorusuna verilebilecek en politik cevap olmakla beraber cidden en güzel cevap.

Ve bir yaz başlar …

 Avrupa ülkelerinden birinden yapacağınız Amerika aktarmasını 8-9 saat(genelikle) bekleyeceğiniz havaalanı beklemesi mi yoksa daha gideceğiniz 8,5 saati mi (kesinlikle )

dert edeceğinizi düşünürken çoktan ülkenin arkanız da kaldığını fark ediyorsunuz.O bitmeyen ekonomik aktarmalardan sonra soluğu çoğunlukla sürpriz olan sponsorun öve öve bitiremediği !! öğrenci evinde alıosunuz.Uyumak zorunda olup uyuyamayıp ki Jet lag ın söylendiği kadar artistlik bir şey olmadığını da bu sayede öğrenmiş oluyorsunuz. Eviniz hüsrandan hallice , kalabalık ve ev arkadaşlarınızın ya da komşularınız ülkelerinin yerini harita da bilmiyorsanız ; Tebrikler Work and Travel a kazasız belasız geldiniz demektir .

Çalışmak Lazım …

 Adında anlaşıldığı gibi önce Work kısmı geliyor ,sonra Travel ı size kalmış ki o da kesin değil hani Bir aksilik olmadan sezonu tamamlayabilir ve daha önemlisi yeterli parayı biriktirebilirseniz uçsuz bucaksız Amerika Kıtası emrinize amade.

Sponsorların yaptığı uzun uzun mülakatlardan sonra benim payıma South Carolina-North Myrtle Beach deki Publix SuperMarket düştü.( https://en.wikipedia.org/wiki/Publix ,

http://www.publix.com/  ) Çalışmaya başlayana kadar Publix hakkında en ufak bir bilgim yoktu desem yeridir.Fortune dergisinde Amerikanın En İyi 100 ünde olan , yiyecek olarak ilk 5 te yer alan , Amerikanın en prestijli denilecilecek 1081 şubesinden birinde ve yüzbinlerce çalışanından biriydim artık.Genellikle garsonluk,komilik,housekeeping,dish-washer lık gibi ün yapmış öğrenci meslekleri grupları içinde böyle nezih bir yerde olmak ayrıcalık olarak gelmedi değil hani Statüm gayet netti . Customer Service ( müşteri hizmetleri ) e bağlı olarak çalışan Bagger.Tam Türkçe çevirisi çantacı olsa da işim ; alışverişini tamamlayan müşterilerin eşyalarını alışveriş sepetinden kasaya koyduktan sonra,kasa önünde eşyaların poşetlenmesi,ürünlerin raflara dizilmesi,müşterilerin yerini bilmediği ürünleri göstermek , genel temizlik yapmak(en sevdiğim!) ve otuz iki dişten en az yirmi beş tanesini gösterecek şekilde mesai saatleri boyunca gülümsemek…

Burda Dünya Bakışı Kazanılır Mı?

İşe başladıktan üç beş gün sonra hep bu soruyu sordum kendime.Belki de hayatım da ilk ve son kez yaşayacağım bu deneyim de benim için en önemli sorulardan biriydi bu.Kısıtlı zaman da hem dilimi geliştirecek , hem hayatımda birden çok pencere açacak hem de programı bu üst düzey kurumsal yerde sorunsuz tamamlayacaktım..Bu yazının benim için ve yurtdışına gitme isteği olan,Amerika dan öğrenecek bir şey olup olmadığını merak edenler için en önemli yeri birazdan okuyacaklarınızdır!

Temelini kapitalizm ve serbest ekonomi üstüne kurmuş bir ülkeye , tembellik demeyelim de verimsiz çalışmanın temelini oluşturan bir ülkeden gidiyorsanız Amerikalıların nasıl bu kadar çok çalıştıklarını yadırgamanız kaçınılmazdır.Bizim film , dizilerde izlediğimiz genellikle pembesini gördüğümüz o tablonun altında bilmediğimiz durum bu insanların gerçekten çalışkan ve verimli birer çalışan olmaları.Sistem kendi kuralını kendi yaratmış olmakla birlikte kimseyi dışarıda bırakmamış.Seversiniz ya da sevmezsiniz ama ordaysanız üretmek zorundasınız!İş üretmek , etrafınıza tebessüm üretmek , fikir üretmek …Üretim ve sürdürülebilirlik anlayışının Amerikayı top ülke yapan temel ilkeler olduğuna canlı şahit oluyorsunuz.Tebessüm konusu açayım biraz.İnsan insana yolda giderken durduk yere neden selam verir ki?Veriyor işte.Güne pozitiflikle başlamak,günü pozitiflikle bitirmek,yabancı olduğunuzu anlayıp bende sendenim ya da sadece bir tebessümün o insanın kendini değerli hissettireceği için…Birçok farklı sebep bulabilirsiniz.Biz gibi somurtmanın temel davranış şekli olduğu ülkelerden gelenlerin en ilginç bulduğu davranıştı bu.Ha bi de bizde ki önemli insan yüzü asık olur imajını da çoktan yıkmak gerektiği kanaatindeyim.

Sadece market arabası iterek dünya bakışı kazanılmayacağı aşikardı.Bu yüzden işi amaçlarım için araç olarak kullanmaya karar verdim.

Sepetiyle kasadan otoparktaki arabasının bagajına kadar eşlik ettiğim müşterilerle korkusuzca diyalog kurmaya başladım.Havanın o günkü durumundan başlayıp,burada ne yaptığımı,neden geldiğimi,hayallerime kadar haftanın beş günü en az yüz-yüz yirmi insanla konuştum.Bulunduğum şehrin yazlık yer olması ve yüzlerce oteli barındırması ordaki insan çeşitliliğini arttıran büyük etkendi.Koreli ,Çinli ,Hindistanlı, Uruguaylı,İranlı…ve Amerikalı . Biraz biraz konşmayı becerdiğimi fark edince ister istemez kendi özgüveninizde bir kıpırdanma hissediyorsunuz.Ülkenin siyasi pozisyonundan , dünya barışına , yemek tariflerine sayamayacağım kadar insanlar konuşma şansım oldu.Peki bu bilgi alışverişine bu kadar çok zaman ayırıp , bu kadar uzun muhabbete nasıl izin verdiler gibi bir soru gelebilir?Bence kurumsalı kurumsal yapan farkta burda başlıyor.Müşterilerinize değerli olduklarını hissettirebiliyor ve mutlu uğurlayabiliyorsanız ve de onlar tarafından yöneticilerinize iyi geri dönüşümler geliyorsa dört duvar arasında ne kadar uzun vakit geçirdiğiniz de ister istemez çokta önemli olmuyor.Ve de daha da önemlisi onların güvenini de arkanıza alıyorsunuz.Bu yüzdendir ki ilk işim müşterilerin muhabbeti ve mağaza içindeki ihtiyaçlarına dilim döndüğünce yardım etmek oldu.Sayelerinde müşteri memnuniyetinden dolayı çokca bedava sandviç yeme şansım oldu J Artık sempatik yüzlerden biri olmanın verdiği imaj ve müşterileri tanır hale gelmek daha cesur daha insiyatifli hareket etmemi sağladı.Her sorunu manager e taşımadan kendi kararlarımla çözmeye çalıştım.Amerikadasın , belki mal varlıklarını hesaplayamayacağın kadar zengin müşterilerle muhatap oluyosun ve insiyatif alıosun ! Yazacakları kötü bir yorumun hem size hem de çalıştığınız yerde yaratacağı kötü etkileri düşününce şimdi çoğu şey çılgınca gelmiyor değil Velhasıl kendi adıma ve çok çok sevdiğim ordayken birer kardeş yoldaş olduğumuz diğer Türk ve Çinli dostlarım adına süreci hakkıyla tamamladığımız kanaatindeyim.

Peki Gidersek Ne Yapalım ?

Ne yaparsan yap aşk ile yap gibi bir kötü espri elbetti ki yapmayacağım Şurayı mı gezsek burayı mı ? Araba alsak mı kiralasak mı ? Ne yesek ? Gibi her work and travel forumunda bulabileceğiniz konulara girmek yerine biraz farklı bir pencereden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bilmediğinizi itiraf edin,kültür şokuyla yüzleşin,ve bunu itiraf edin,rahatlayın! Bide mümkünse o egoyu havalından iner inmez en yakın konteynıra atın Elbette ki bunları yapmak yazması kadar kolay değil.Bu yazıyı hatırlasın Amerikaya gidecek olan ya da herhangi bir sebeple yurt dışına çıkacak olan arkadaşlar

Bilmememiz gayet normal.Kültür farklı,dil farklı,din farklı,yol farklı,yordam farklı.Elbettiki Türkiyede bir şehri gezmek kadar kolay olmayacak her şey.Bunlara hazırlıklı olun.En önemlisi rahat olun.Mükemmel İngilizce konuşan arkadaşlar daha rahat olacaklardır şüphesiz ama kendinizi ifade edecek kadar diliniz varsa bunu kullanın,geliştirin.Anlamadığınız bir konuşmayı durdurun ve anlamadığınızı söyleyin.Emin olun kimse sizinle İngilizcenin yüzüden dalga geçmeyecektir.Bu korkusu olan arkadaşlar “Newyork’un yarısı İngilizce bilmez “ deyimini aklına getirsin ki harbiden öyle Göçmen sayısını tahmin etmek münkün değil…Bunun yanında iyi gözlem yapın .İnsanların nasıl çalıştıklarını,birbirine nasıl davrandıklarını,kriz anında yabancı bir yöneticinin tavrı nedir , siz olsaydınız ne yapardınız gibi soruları sorun kendinize.Bunları detaylı gözlemleyecek bir çalışma ortamınız olmazsa başka işyerlerinde,gittiğiniz alışveriş merkezlerinde görmeye çalışın.Beden dillerine bakın mesela insanların.Bizden ne kadar çok fazla kullandıklarını fark edeceksiniz.Aklınıza gelen soruları sormaktan çekinmeyin mesela.O kültürü tanımanız sizi kendi kültürünüzden ayırmayacak yaklaşımı taşıyın.Bu tamamen yozlaşın anlamına da gelmesin ama

Umarım bir nebze de olsa bir şey aktarabilmiş , gözünüzde flu da olsa bir yaratabilmişimdir.Detaylı bilgi isteyenler ayagizyaldiz@gmail.com adresinden ulaşabilirler

Bir yazıyı daha burda noktalarken yüksek müsadenizle benim için çok güzel zamanları değerli kılan Mesut Duman,Umutcan Olgun,Colo Ferhan,Fatmanur,Hülya,Eda,Mert ve Nazlıcan’a ve varlığıyla bizi ayrı mutlu eden Amerikada Türk usulunce bizi ağırlayan Savaş Bektaşlı’ya burdan bir satır teşekkür etmek istiyorum

Dilerim giderseniz anlatacak kadar çok anlattıkça özleyecek kadar güzel anılarınız olur.Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar hayat dileğinizce aksın . Aşağıdaki bölümden sorularınızı yorum olarak iletebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın