Outliers (Çizginin Dışındakiler) – PART 1 Malcolm Gladwell

23

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER (OUTLIERS)
Hayatlarında önemli yerlere gelen insanlarla ilgili ilk düşünceler genelde onların akıllı, çalışkan ve hırslı olduğuna yöneliktir. Outliers’da Malcolm Gladwell işin aslının böyle olmadığını, asıl nedenlerin doğum tarihlerindeki sosyoekonomik ortamların, çevrenizdeki insanların ve ailenizin sizin gelişiminizdeki birincil etkilerinin varlığını; gerçekleşmiş vakalar ile Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarını hayatlarındaki mihenk taşlarıyla anlatmaya çalışmıştır.
1.GİRİŞ (ROSETO’NUN GİZEMİ)
İtalya’nın Roseto bölgesinden Amerika Pensilvanya’ya yerleşen Rosetolu göçmenlerin yakınındaki kasabalardaki ve Amerika’nın genelindeki insanlardan daha sağlıklı olmasının nedenlerini tıp hekimi Stewart Wolf araştırırken bunun nedeninin sağlıklı beslenme olmadığını görmüş. Yemeklerinde İtalyan zeytinyağı yerine domuz yağı kullanmaları ve İtalya’dakine nazaran %40 daha fazla yağlı yemeklerle beslenmeleri yarattıkları sağlıklı olma farkını açıklayamıyor. Saatlerce spor yapmamalarından dolayı egzersiz de bu farkı yaratmıyor. Çevresel faktörler yerine genleri ele aldığımızda ise Amerika’nın diğer bölgelerinde yaşayan Rosetolular da bu bölgede yaşayan halka göre 65 yaşından küçük kişilerde bile kalp hastalıkları ve diğer hastalıklar ortaya çıkmıştır. Yani cevabımız genlerde olamaz. Pensilvanya Bargor bölgesinin dağlık temiz havası bu sağlıklı olma durumunu ortaya çıkarmış diyebilirsiniz ama bu bölgeye çok yakın İngiliz ve Alman kasabalarındaki insanlardan ortalama %30 daha çok ömre Rosetoluların sahip olması coğrafi koşulların etkisini de boşa çıkarıyor. Stewart Wolf bu çalışmaları sonucunda asıl etkinin bireysel çabalardan ziyade toplumsal hayatta yattığını yani bireyin ötesine bakmak zorundaydılar. Rosetolu göçmenlerde üç kuşak beraber sofraya oturur, sokakta herkes birbiriyle konuşur, erkekler arduvaz ocaklarında çalışırken kadınlar giysi atölyelerinde çalışırlardı ve kilisenin sakinleştirici ve bütünleştirici etkisi onları tek vücut yapmıştı.
Stewart Wolf’un sağlığı anlamak için yaptığı çalışmalar, yazarımız Malcomn Gladwell’e ilham kaynağı olmuş ve insanın kim olduğunu araştırırken bireyin kültürünü, arkadaşlarını, ailesini ve nereden geldiğini anlamanın o insanı anlamak olduğu anlatılmıştır.
2. BİRİNCİ KISIM: FIRSAT
2.1 MATTA ETKİSİ
Yazar bu bölümde çizginin dışında kalanların kariyer başarısının doğdukları ayla nasıl bağlantılı olduklarını anlatmaya çalışıyor. Ayrıca, doğdukları ayların ayrıcalığını başlangıçtan olgunluğa kadar devam ettirdiklerini bunu da sosyolog Robert Merton’ın “Matta Etkisi” tanımını örnek göstererek anlatıyor. Matta İncili’ndeki Yeni Ahit’te:”Çünkü kimde varsa ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ancak kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak.” Yani daha büyük başarılara ulaşacak olanlar hali hazırda başarılı olanlar yani ayca büyük olup fiziksel olarak ve kayıt tarihleri açısından avantajlı başlayanlar daha da başarılı olacaklardır. Bu savını Kanada’daki hokey sporcuları yetiştirme sisteminden veriyor. Kanada Vancouver’da Memorial Cup’da mücadele eden takımların oyuncuların çoğunun Ocak, Şubat ve Mart doğumlu olduklarını psikolog Roger Barnsley ve eşi fark etmişti. Bunun nedenini anlamaya çalıştıklarında karşılarına küçük yaşta Kanada’da seçile bilirlik sınırının 1 Ocak olduğu çıkıyor. Yani 2 Ocak doğumlu 10 yaşındaki çocuk kendinden fiziksel olarak daha zayıf 10 yaşını doldurmayan çocuklarla beraber oynuyor ve o yaşlardaki fiziksel avantajın önemini düşündüğümüzde 10 yaşında seçmeleri olan, Kanada’da erken gelişimin, olanakların arttığı ve daha iyi antrenörlerle çalışma fırsatının bulunduğu rep (karma) all-star takım seçmelerinde mutlak avantajlara sahip oluyorlar. Roger Barnsley, bu sistemle yetenek ayrımın bu kadar küçük yaşlarda yapılmasının ileride daha iyi olabilecek geç aylarda doğmuş olan sporcuların elenmesini sağladığından şu anda kariyer anlamında iyi olan sporcuların aslında aynı şartlarda başka oyunculardan sıyrılıp bu aşamalara gelemeyeceğini yani “çizginin dışına” çıkamayacaklarını gösteriyor. Çizginin dışına ay farkıyla çıkmaları “Outlier”ların her zaman mutlak başarıyla oluşmadığını çevresel farklı faktörlerinde etkili olduğunu anlatıyor.
2.2 10 BİN SAAT KURALI
Dünyadaki popüler tartışmalardan birisi hayatta çok önemli yerlerde olan insanların zekâsından mı yoksa çalışma azminden mi bu yerlerde bulunduğudur. Bill Joy ve Bill Gates’in hayat örneklerinde olduğu gibi onların programlama dünyasının iki önemli ismi haline gelmesinde, küçük yaşlarda kısıtlı imkânlarla uzun saatler bilgisayar başında kod yazmanın önemini kendileri ve yaptıkları işler gösteriyor.
Bill Joy kart okutmalı bilgisayarlardan zaman paylaşımlı bilgisayarlara geçiş döneminde 1972 yılı dolaylarında zaman paylaşımlı bilgisayar kullanma şansına erişmiş ve şimdi dahi geçerli olan Java programlama alt yapısı oluşturmada, UNIX’i yeniden yazma fırsatı geldiğinde önceki yıllarda 10 bin saat kadar uzmanlaşma süresini programlamayla geçirdiğinden bu önemli çalışmalara imza atmıştır.
Bill Gates’in Harvard ikinci sınıfı terk edip arkadaşlarıyla şirket kurmasını aramızda bilmeyen az kişi vardır. Peki, bu cesaretli girişime özgüven veren bilgi birikimi nereden geliyordu? Bill Gates küçük yaşlardan itibaren matematikte oldukça başarılı bir çocuk olmuştur. Ailesinin de maddi durumu iyi olunca o da Lakeside’da durumu iyi olan öğrencilerle okuma fırsatı bulmuştur. 1968’de ilk bilgisayar topluluklarından biri olan oluşumun içerisinde yer almış, zaman paylaşımlı bilgisayarlarla ilk kez bu vesileyle buluşmuştu ama bilgisayarların belli bir kullanma süresi vardı. Annelerin topladığı bağışları topluluğa finanse ederek bilgisayar kullanma kısıtına çözüm bulmuştu. C-Cubed şirketiyle ücretsiz bilgisayar programlamaya yardım etme fırsatıyla beraber Bill Gates üniversiteye gelene kadar programlamayla ilgili 10 bin saat kuralına uygun şekilde çok zaman geçirmişti. Bill Gates ile ilgili ilk sözlerimize dönersek lise yıllarındaki programlamayla uzun süreler geçirmesi, Bill Gates’in üniversite ikinci sınıfta okulu bırakıp bugün dünyadaki çoğu insanın haberdar olduğu Microsoft’u kurmasını sağlamıştı. 10 bin saat kuralı sadece kişisel performansın öne çıktığı programlama alanıyla kısıtlı kalmayıp ünlü Rock & Roll grubu olan Beatles içinde geçerlidir. Beatles’ın üyelerinden Paul McCartney, John Lennon, George Harrison ve Ringo Starr 1964 yılında Amerika’da popüler müziği yeni bir soluk getiren bir hit parça üretti. O zamana kadarki uzun sahne performansları elbette herkesin adından söz ettiği bir grup olmasını sağlamıştır. Henüz bu kadar üne kavuşmadan önceki 1962-1964 yılları arasında Hamburg’a belli aralıklarla giden grup bir kulüpte uzun süre aralıksız çalıyorlardı. İlk yolculuklarında günde en az 5 saat çalarak 106 gece çaldılar. İkinci yolculuklarında 92 kez çaldılar. Üçüncü gidişlerinde 172 saat çalarak 48 gün geçirdiler. Son iki gidişlerinde toplam 90 saat çalarak toplamda Hamburg’da 1,5 yılda 270 gece performans sergilediler. 1962 ‘den 1964’teki büyük sükse yapan parçalarına kadar 1200 kez performans sergilediler. Hamburg’da uzun süre performans sergilemelerinden sonra Liverpool’a döndüklerinde onları izleyen “Shout” adlı Beatles biyografisi yazarı Philip Norman’ın sözleriyle 10 bin saat kuralı bölümünün sonuna gelelim. “Oraya gittiklerinde sahnede hiç iyi değillerdi; döndüklerinde ise çok iyilerdi” diyor Philip Norman.
Burada özetini geçtiğim yaşam öykülerindeki ortak modeli yani çalışma azminin önemini, çevrenizin sizin katkı vereceğiniz uygun ortamı hazırlamasını ve birazda şanslı olmayı özetledim. Bu gibi insanlar gibi olmayıp onlar kadar önemli katkılar veren insanlar elbette mevcut ama anlattığımız hikayelerdeki ortak modelleri de hesaba katıp çevremize ve dünyaya vereceğimiz olası katkılara bu perspektiften bakmayı uygun görüyorum.
2.3 DEHALARIN SORUNU
Bu bölümde doğuştan gelen üstün zekâlı çocukların ileriki yaşantılarında geldikleri noktaları saptayıp başarının sırrının üstün zekâlı olmak olduğunu iddia eden Stanford Üniversitesi’nden Profesör Lewis Terman’ın Amerika’daki üstün zekâlı çocukları, hayatları boyunca gözlemleyip onların büyüdüğünde nerelerde olduklarını araştırmak istemesiyle başladı. Termin bu çocuklara “Termitler” adını verdi ve 730 erkeğin kayıtlarına bakarak onları 3 gruba ayırdı. İlk 150’si A grubuna denk düşüyordu. A grubundaki kişiler, yetişkinliklerinde oldukça iyi yerlerde bulunan doktorlar, mühendisler, avukatlar ve akademisyenlerdi. Bunların %90’ı lisans, 98’i lisans mezunuydu. B grubundaki kişiler kısmen daha az başarılı memnun edici olanlardı ve en alttaki kısım ise C grubuydu. Onlar postacı, düşük ücretli muhasebeci ve işsiz olan insanlardı. Peki, küçükken en azılı zekâ sınavlarından geçen bütün bu zamanının çocuklarının bu derece farklı bir eğitim ve kariyer hayatları olmasında Lewis Termin’in es geçtiği neydi? Bu insanların yetişme çağlarındaki teşvik edici, arkasında duran aileleri olup olmamasına göre bu insanların hayatlarındaki önemli mihenk taşları yer değiştiriyordu. A grubundaki insanların sağlıklı aile ortamlarıyla C grubundaki hayat mücadelesine önem veren fakat çocuklarıyla ilgilenmeyip çocukların kaderini onların eline bırakan aileler bu aynı zekâ kapasitesine sahip çocukların, yetişkinlik dönemlerinde çok farklı yerlerde olmasında birincil faktör olarak rol oynamışlardır.
2.4 JOE FLOM’DAN ALINACAK ÜÇ DERS
Joe Flom Skadden, Arps, Slate ve Meagher hukuk şirketlerinin ortaklarından, hukuk alanında sağlam bir yeri olan Musevi bir hukukçu. Joe Flom’un ailesinin maddi ve sosyokültürel durumu göçmen bir Musevi ailesinin o dönemdeki tipik bir örneği olarak köyüydü. Joe Flom bir söyleşisinde 6 yaşından beri hukuk fakültesine gitmek istediğini dile getirmiştir. 1954 ‘te Harvard hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra Skadden adlı o dönemde kısmen mütevazi olan hukuk şirketinde işe başladı fakat kısa sürede 100 avukatı olan şirket bugün 2000 avukata sahip.
Joe Flom’un bu kısa hayat hikâyesi, tipik bir yoksul aileden gelen göçmen çocuğun çok önemli yerlere gelmesini konu alan bir amaçla yazılabilirdi. Yazar Malcolm Gladwell, en baştan vaat ettiği gibi salt başarı öykülerine yer vermektense bu başarıları olası kılan sosyoekonomik ve ailesel faktörlere dikkat çekiyor. Bu nedenle Joe Flom’un başarılı öyküsünün altında yatan mihenk taşlarını anlatıyor: Birinci ders Musevi olmanın önemi.1940 ve 50’lerde büyük hukuk şirketleri doğru aile bağlarına sahip, doğru yeteneğe ve doğru kişiliğe sahip insanları istihdam etme eğilimindelerdi. Ayrıca, bu şirketler kurumsal avukatlara sahip olup vergi, hisse senedi ve tahvil işlemleri ile ilgili yasal süreçlerle ilgileniyorlar, müşterilerin devletsel anlamda ortaya çıkabilecek sorunları çözüp bugünkü anlamda davalarla ilgilenmiyorlardı. Bu eski moda büyük hukuk şirketlerinden birinin kurucusu olan Paul Crawath’a göre avukatın işi anlaşmazlıkları konferans salonunda çözmek, mahkemede değil diyerek o dönemin hukuk şirketlerinin yaklaşımını net bir şekilde açıklamıştır. Bu yaklaşımdan ötürü şirketler birbirini asla dava etmiyorlar ve düşmanca kurumsal değiştirmelere dâhil olmuyorlardı. İşte asıl fırsat Musevi hukukçuların çalıştığı hukuk şirketlerine bu vesileyle geliyordu. Çünkü eski moda büyük hukuk şirketlerinin ilgi odağı olmayan konular 1950 ve 60’larda Musevi avukatların çalıştığı ikinci sınıf şirketlerin baş davaları olmaya başladılar. Bu dava türlerinde o zamanın ikinci sınıf hukuk şirketleri uzmanlaşmaya hatta birinci sınıf şirketlerin dahi içinde bulunduğu devralma teklifleriyle ilgili davalara bakar olmuşlardı. 1970’lerde federal yönetmeliklerin de gevşetilmesiyle yatırımcılar saldırganlaşıp bu tip davaların sayısı ciddi bir şekilde arttı. 1980’lerin sonunda da Wall Street’te gerçekleşen birleşme ve el değiştirmelerde bu sayılar yılda % 2000 arttı. Böylece zamanında önemsiz görülen dava tiplerinde tecrübeye sahip Musevi hukukçuların şirketleri zamanı gelip bu davaların önemi arttığında tecrübelerinin vermiş olduğu kazanımla şirketlerine büyük yarar sağlamış ve bu konjonktürden kariyer anlamında yararlanmışlardır.
Joe Flom’dan alacağımız ikinci ders Demografik Şans. Maurice Janklow Romanya’dan Amerika’ya gelen aynı Joe Flom gibi bir Musevi göçmen ve hukuk fakültesi mezunu. Maurice ailesinin tek üniversiteye giden kişisi olarak hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra New York’ta çok başarılı bir avukat olacağa benziyordu fakat sadece kişiye bağlı olmayan başarı kavramı daha önceki tüm bölümlerde de bahsettiğimiz gibi gene kendini apaçık gösterdi ve Maurice hayatı boyunca hayal ettiği ve kendisinden beklenen başarıya erişemedi. Peki, bu başarısızlık, eğitimini Brooklyn hukuk fakültesinde tamamlayan ve dünyanın en canlı ticaret merkezlerinden New York’ta yaşayan Maurice’in başına neden gelmişti? Bunu anlamak için 1960’larda hukuk alanına atılan oğlu Mort Janklow’un kariyer yoluna bakmak gerekiyor. Mort Maurice’in aksine sıfırdan başladığı kariyerinde hızla yükselerek çok önemli yerlere geldi. Peki, bu başarının Bill Gates’in erken ve tam zamanında programlama öğrenmesiyle bir alakası var mıydı? 1920’lerde mezun olan Maurice tam da Buhran dönemi Amerika’sında Musevi olarak hiç de ilgi görmeyen vekâletname, boşanma ve küçük anlaşmazlıklarla ilgileniyordu ve Buhran’dan dolayı hiç iş alamıyordu. Yetişkin döneminde de Maurice 1940’larda İkinci Dünya Savaşı ile gene Buhran dönemi kadar kötü bir ortamda işini yürütmeye çalışmış, kazandığı sadece ailesini ayakta tutmaya yetiyordu. Buhran döneminden sonraki yıllarda geçim sıkıntısı içindeki aileler çocuk doğum oranında ciddi bir şekilde etkili olmuş, 1930’lu çocukların sayısında ciddi bir azalma yaşanmıştır. Kriz fırsatın ta kendisidir felsefesi işte tam da bu anda kendisini göstermiş, o yıllarda doğan az sayıda çocuk eğitim sisteminde sınırsıza yakın imkânlar bulabilmişlerdir. Çünkü 40 kişilik sınıflarda 25 kişi eğitim görmüş, ekonomik krizden dolayı kendilerini garantiye almak isteyen nitelikli eğitimciler sınıf öğretmenliğini tercih ederek eğitim kalitesini bir kat daha arttırmışlardır. Mont Janklow da bu şanslı kişilerden biri olup 30 Mayıs 1930’da doğmuştur. Babası bir Musevi’nin 1919’da gidebileceği en iyi okul olan Brooklyn’e giderken, Mont sayısal azlıktan Columbia Hukuk Fakültesi’ne girebilmiştir. Maurice 25 dolara iş yaparken Mont 10 milyon dolara şirketini satmıştır.
Gösterilen bu örnekler aynı aileden gelen fakat kariyer olarak çok farklı yerlerde bulunan insanların doğum tarihlerinin yaşanan sosyoekonomik olaylardan dolayı ne kadar önemli olabileceğini gösteriyor.
Üçüncü ve son ders Giysi Sektörü. Museviler kültürel ve toplumsal yaşamları gereği İrlandalı ve İtalyan göçmenler gibi hizmetçi veya inşaatçı olmayıp daha kent ekonomisine yaralı işlerle alakalı terzilik gibi alanlarda uzmanlaşmışlardır. Bu nedenle Amerika’ya geldiklerinde bildikleri iş olan terzilik ve giysi sektörüyle amatör olarak ilgilenip ürünlerinin kalitesini ve pazarlama stratejilerini geliştirerek büyük yerlere gelmişlerdir. Bu önermemizi Musevi göçmen olan Louis Borgenicht ile örneklendirebiliriz. Amerika’ya henüz gelen Borgenicht sokakta pazar araştırması yaparken önlüklere dikkatini verip bu işi yapan civarda sadece üç kişi olmasından yararlanarak evde eşiyle birlikte çocuk önlüğü dikmeye başlıyorlar. Elindeki ilk önlüklerin aynı gün tamamını satmasından dolayı doğru yolda olduğunu anlayıp işi büyütüyor. Önceden aracı vesilesiyle tedarik ettiği kumaşları direk üreten firmaya gidip almaya başlıyor. Gece gündüz eşiyle birlikte çalışmasının sonucunu Borgenicht varlıklı ve tatminkâr bir hayatla fazlasıyla alıyor.
1982’deki sosyoloji öğrencisi Louise Farkas Musevi ailelerin yıllar boyunca ki hangi meslek grubuna mensup olduğunu araştırmalarıyla ortaya koymuştur. Çalışmalarından ilk örnek, Terzi-Giysi Üreticisi olan ebeveynlerin çocuklarının avukat olduğunu göstermektedir. 19. Yüzyıldan Polonyalı bir göçmen Musevi ailesi çanta üreticisi olan ebeveynlerin çocuklarının da doktor ve avukatlardan oluştuğunu göstermektedir. Bu örnekler Louise Farkas’ın araştırmasında artarak devam ediyor.
Amerika’ya yeni gelen Musevi ailelerin kendi kültürel ve toplumsal yaşama uygun uğraşlarıyla Amerika’daki Giysi sektörü fırsatını değerlendirip çocukları ve kendileri için sağlam yapılı hayatlar inşa etmişlerdir. Farkas’ın araştırması da erken dönemde Giysi sektöründe başarı sağlamış insanların yüksek statülü mesleklerde çocuklarını yetiştirmesini göstermektedir.

Get real time updates directly on you device, subscribe now.

Yoruma kapalıdır.