Türkiye'nin Endüstri Mühendisliği Platformu

Sanayi Üretim Oranları Ne Anlama Gelmektedir?

0 9

Sanayi üretimi, bir ülkenin global piyasalarda etkin bir rekabetçi aktör olabilmesi için oldukça önem arz etmektedir. Yani, bölgesel ve bunun daha da ötesinde küresel bir ekonomik aktör olan ülkeler, ulusal sınırları içerisinde üretim ve bunun alt unsurlarına dayalı teknolojileri etkin olarak kullanabilenlerdir. Ayrıca, Sanayi üretiminin toplumsal fayda ekseninde ki çarpma katsayısı oldukça yüksektir. Herhangi bir ana ürünün üretime başlama aşaması ile bunun son kullanıcıya gidişi arasında oldukça geniş bir fayda kitlesi bulunmaktadır. Lojistik sektörünün yeniden tanımlanması sürecini de beraberinde getiren bu geniş üretim süreci, toplumsal gelişimin temel anahtarı konumundadır. Dolayısıyla, bir ülke mevcut yapıları yenileme esasını yeni ürünlerin üretimi ve bunun etkin dağıtımı üzerine konumlandırmalıdır.

Tüm bu süreci bünyesinde taşıyan ve/veya taşıyacak ülkelerin sanayi verilerini ise yıllık/aylık/gündelik ve hatta saniyelik üretim oranlarını takip ederek, görebilmek mümkündür. Öte yandan Sanayi verilerinin ise, ilgili sektörlerin temel dinamikleri çerçevesinde yükselen bir grafik çizmesi gerekmektedir. Tıpkı, Liderlik eğrisini ifade eden Sigmoid eğrisi gibi, üretim süreci de direkt yatay bir konuma eriştiği taktirde, Sanayide üretim planlama ve yönetim süreci sekteye uğramaya başlamaktadır. Sanayi üretiminin, içerisinde barındırdığı geniş lojistik katsayısı ve toplumsal gelişmeye doğrudan olan etkisi, bunun dramatik bir şekilde yükselen grafiklerde seyretmesini zorunlu kılmaktadır. Sanayi üretimini planlama, planlanan üretimin etkin yönetişimi ve tüm bunların üretim girdi maliyetleri ile pazar koşulları arasında ki korelasyonun doğru yönetimi, sektörün katma değerini yükseltmektedir. Katma değerin, vergi ve diğer muhtasarlar ile devlete ödenen boyutu, toplumsal kalkınmanın temelinde Niçin Sanayi? sorusuna cevap vermektedir.

Sanayi sektörü ile birlikte değerlendirildiğinde, ulusal ekonominin yönetimi ve bunun küresel piyasalarla rekabetçiliği ciddi bir Stratejik Planlama süreci ve bununla doğrudan bağlantılı olarak Stratejik Yönetim ve Sürdürülebilir Kalkınma nosyonunu zorunlu kılmaktadır. Niçin Sürdürülebilir kaynak Yönetimi? diye sorulduğunda ise dünya ekonomik kaynaklarının azalan bir çizgide seyretmesi, Birlemiş Milletleri bu noktada inisiyatif almaya zorlamış ve 2000 yılından itibaren Sürdürülebilirlik kavramı, sıklıkla vurgulanmaya başlamıştır. Sürdürülebilir Kalkınma için Birlemiş Milletler Milenyum Kalkınma Hedeflerini ortaya koyan BM, bunun küresel yönetişim ve ortak inisiyatif ile yerine getirilebileceğini sıklıkla deklare etmektedir.

Bütün bunların Sanayi üretim oranları ile ilintisi ise, güçlü ekonomik toplumların ancak yükselen ekonomik grafikler ve üretim planlaması ile ortaya çıkabileceği gerçekliğidir. Bu çerçevede, 2012 Yaz sezonunda oldukça hareketli bir iş yoğunluğu ortaya koyan Türk Sanayisi, Ağustos ayının sonu itibariyle bu verilerde düşüş yaşamaya başlamıştır. Söz konusu düşüş, TUİK’in bugün açıklanan rakamlarında geçtiğimiz yılın aynı ayına istinaden % 1,5 gerilemiştir. Buna göre, Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi yüzde 0,4 artmış, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,6 azalmıştır. Takvim etkisinden arındırılmış endeks ise, Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,2 artarken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ise bir önceki aya göre yüzde 2,3 azalmıştır. (1) % 1,5′un yukarıda bahse konu olan tüm çarpım katsayısı ise Sanayi üretiminin ülke ekonomisi üzerinde ki etkisini tekrardan ortaya çıkarmaktadır. Gerek global piyasalar gerekse de hali hazırda Türk İç Piyasalarında yaşanan durgunluğun nedeni, iç ve dış pazarlarda bu düşüşe konu olan Sanayi üretim verileridir.

Bu açıdan yaklaşıldığında, ekonomi yönetiminin Sanayi sektörü ve bununla bağlantılı olarak geniş çerçevede etkisini gösteren alt sektörlerin Stratejik Planlama, Yönetim ve Denetim esasları üzerine odaklanması gerekmektedir. Öte yandan bununla eş zamanda başlatılan, Kentsel Dönüşüm uygulamalarının başta İnşaat sektörü olmak üzere, doğrudan ve/veya dolaylı bağlantılı alt sanayi sektörlerini ciddi ölçüde hareketlendirileceği beklenmektedir. Başta plastik sanayi olmak üzere, alt yapı üretimi ve bununla bağlantılı olarak Kentsel Dönüşüme uğrayacak bölgelerin yeniden düzenlenmesi, Türk ekonomisi için kısa ve orta vadede üretim yoğun günlerin yaşanacağının habercisidir. Ancak, doğru bir analiz için Yanlışlamacı bir yaklaşım ile de konuyu ele almak gerekmektedir. Yani, Kentsel Dönüşümün toplumun geniş bir tabanına yayılacak şekilde planlama, yönetim ve denetim esaslarının da ivedilikle oluşturulması gerekmektedir.

Nihai olarak, söylenmesi gereken Türkiye ekonomisi için gurur kaynağının, sayıları her gün artarak çoğalan Gökdelen ve Yüksek konutlar ile değil, bacası 24 saat tüten, makinaları aralıksız çalışan Fabriklar olduğunu farketmek gerekmektedir.

Sizce de öyle değil mi?

(1) http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/10/09/sanayi-uretimi-dustu

Bir Cevap Yazın