Türkiye'nin Endüstri Mühendisliği Platformu

Talaşlı İmalat – Deniz İLBAYLI

1 285

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, ben hep büyüklerimin sözünü, onların yaşam tecrübelerini, dinleyen biri oldum. Üniversitede istediği bölümde okumuş, mezun olmuş ve yine kendi branşında çalışan bir makina  mühendisiyim. Her ortamda, insanlara tutku ile çalışabilecekleri işler bulmalarını söylemekten asla sıkılmayacağım. Eminim bunun ancak şans işi olduğunu söyleyecek bir çok insan çıkacaktır. Ama bana göre şans denen şey, ancak ne istediğini bilen ve bunun için hazırlıklı olan insanlara geliyor hayatta. Ne istediğini bilmek de, kendini bilmekle ve çevrenin farkında olmakla mümkün olan bir şey. İşte bu kapsamda mühendislik bölümlerinde okuyup tam olarak ne yapmak istediklerine karar veremeyen gençlere buradan kendi üzerime düşeni yapıp, en azından kendi sektörümü anlatmaya çalışmak istiyorum dilim döndüğünce.

Ülkemizin en önemli meselelerinden birinin üretmek olduğunu düşünüyorum. Toplum olarak çok fazla tüketim odaklı bir milletiz. Her şeyi hazır alıp, hakkını veremeden tüketmek eğilimindeyiz. Bir çok özeliğini kullanmadığımız, hatta bilmediğimiz cep telefonlarına sahibiz mesela.

Bu kapsamda hemen hemen çevremizde kullandığımız her türlü aracın bir şekilde bir kısmının talaşlı imalat aracılığı ile üretilip topluma kazandırıldığını düşünüyorum. Bu sektörün içinde yaşayan, değişik değişik imalat birimlerine giren biri olarak ülkemde sürekli kendini geliştiren fabrikaları, çok üstün kalitelerle üretilen ürünleri gördükçe heyecanım ve işime olan saygım artıyor. Gerçekten de bu ülkede zor şartlar altında bile imkansızları başarabilen ustalar, mühendisler ve insanlar var.

İşte bu sektör çok onur verici, çok geliştirici, meydan okuyucu, asla tam olarak hakim olamayacağınız genişlikte, ve yetişmiş insanlara her zaman (krizde bile) ihtiyaç duyulan bir sektör. İlk içine girdiğiniz andan itibaren ve tutku düzeyinizle orantılı olarak hemen pişmeye başlıyorsunuz. Karşınızda ilk önce bazı tepeler beliriyor, sonra onları aşınca bir bakıyorsunuz irili ufaklı dağlar var ve  hep bu şekilde uçsuz bucaksız bir dünya gibi ilerliyor.

Malzeme bilimi sizin ilgi alanınız oluyor, her gün yeni tekniklerle birbirinden üstün yeni malzemeler ortaya çıkıyor. Çelik alaşımları, dökme demirler, demir dışı malzemeler ya da inconel gibi süper alaşımlar. Malzemeleri, özelliklerini ve iç yapılarını bilmeden onları işlemek asla mümkün olmuyor. Sonra kesici takımları, ki nerdeyse 50.000 çeşit kesici takımlarla dolu bir sektör bu ve bir çok faktöre göre doğru seçimi yapmak zorundasınız. Bu dünya, takma uçlu takımlar, parmak frezeler, torna katerleri, solid takımlar, bir çok çeşit freze takımları, çok değişik şartlar için geliştirilen kaplamalar ile kesici uçlar, proje kapsamı ile üretilen özel takım kombinasyonları ile  dopdolu. Tabii malzeme (yani iş parçamız) önümüzde ve kesici takımı da seçmiş olarak bunun nasıl bir işleme merkezinde (CNC tezgahlar) üretileceği gündeme gelebiliyor. Her alanda olduğu gibi CNC tezgahlarda yaşanan teknolojik gelişmeler artık insanı hayretlere düşürmeye yetebiliyor. Sadece hayal edip tek bağlamada bu hayalinizi, bu bilgisayarlarla kontrol edilen makinalarda gerçeğe dönüştürebiliyorsunuz. İş parçalarının nasıl aparatlarla tutulup, hangi noktalardan sabitlenip, kuvvet analizleri de yaparak, nasıl fikstürler ile tutulması gerektiği de ayrı bir bilim dalına giriveriyor. Sonuçta bir metal üzerinden talaş kaldırma suretiyle gerçekleşen ve burada sayamadığım daha onlarca faktörü doğru şekilde analiz edip, çok dar toleranslarla ve çok karmaşık CAD/CAM tasarımları ile üretmek insana sürekli heyecan veren bir unsur oluyor. Bu sektörde çalışan, yıllarını vermiş tüm insanların işlerine tutku ile bağlı olduklarını görüyorsunuz. Çünkü sevmeden, istemeyerek gelip çalışılabilecek bir alan değil bu. Hata yapmayı sevmeyen, sürekli daha iyisini arayan bir yer burası. Bir doktor gibi sürekli okumak, araştırmak ve öğrenmek durumundasınız. Bunun sonu asla gelmiyor. Girdiğiniz alan bir seri imalat işi olabilir, kalıpçılık olabilir, otomotiv, havacılık veya ağır sanayi olabilir. Ama kural hep aynı, sürekli gelişmek, sürekli öğrenmek, gerektiğinde robotlara iş anlatmak, tezgahlarla konuşmak, malzemelerin karakterlerini tanımak zorundasınız. Çok farklı yabancı diller ile konuşup, ama birbirini anlayan insanlarla dolu bir sektör bu. Diliniz bazen bir teknik resim, bazen bir Fanuc kodu, bazen CAD/CAM olabilir.

İşte gençlerin bu müthiş sektöre akın akın girip, kendilerini göstererek her birinin ayrı ayrı alanlarda birer üretim kahramanları olmalarını isterim. Ülkeler ancak üretimle kalkınabilir. Üretimle ancak tükettiğimiz şeylerin hakkını verebiliriz.Ancak üretim insana verimli olmayı, kaynakları etkin kullanmayı gerçek anlamda öğretebilir.

Gençlere şiddetle imalat dünyasını yakından tanımayı, stajlarını bu tarz fabrikalarda ve naylon değil, hakkını vererek, ellerini taşların altına koyarak yapmalarını tavsiye ediyorum. Bu en başta kendilerine, sonra toplumumuza ve tabii ki ülkemize çok büyük getiriler sunacaktır.

Deniz İLBAYLI

Mühendis – MBA – Genel Müdür

www.denizilbayli.com

1 Yorum
  1. gokahn dogru diyor ki

    talaşlı imalat firması olarak yazılarınız takip ediyoruz.

    Doğa Makina
    http://www.dogamak nokta com

Bir Cevap Yazın