THY Teknik A.Ş. ÜPK Başkanı Yasin BİRİNCİ’ den Altın Niteliğinde Tavsiyeler

0 4.486

Yaz stajımı gerçekleştirdiğim THY Teknik A.Ş.’nin bana katkılarından en güzeli, başarılı bir yönetici olan Yasin Birinci ile tanışabilmek oldu. Kendisi staj yaptığım birim olan Üretim Planlama ve Kontrol Başkanlığı’nda başkanlık görevinde bulunuyor. Boğaziçi’li bir endüstri mühendisi ve başarılı bir yönetici olan Yasin Birinci’nin Almanya Mercedes’te başlayıp Turkish Technic’e uzanan kariyeriyle ilgili arkadaşım Rana Coşkun yardımıyla keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Umarım sizler de keyifle okursunuz.

1.İlk olarak sizi tanımakla başlayalım. Yasin Birinci kimdir?
1981 yılında İstanbul’da doğdum. 2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği
bölümünden mezun oldum. Trabzonluyum, oranın kültürü ve yaşam tarzı hoşuma gidiyor. Mezun olmadan önceki yıl yani 2002 yılında staj yapmak için Mercedes’e başladım. Staj sonrasında Mercedes’te uzun dönem staj projesi başlatılmıştı ben de bu imkânı yakalayan ilk 20 kişiden birisiydim. Yaz staj döneminden sonra kış döneminde part time olarak devam ettim. Okulum bittikten sonra full time olarak devam ettim. 2 ayrı bölüm, 3 farklı birimde planlama üzerine çalıştım. 2006-2007 yılları benim için oldukça yoğundu. Çünkü Almanya’da çok yoğun bir programımız vardı. 2007 yılında benim Türkiye adına çalıştığım bir projeyi Almanya Merkez Amerika lokaslayonlarına uygulamak istedi. Bu kapsamda diğer ülkelere entegre aşamalarında çalıştım. Daha sonrasında Almanya’da Merkezi Planlama bölümünde kalmak için teklif aldım ve kabul ettim. 2010 yılının sonunda orada yönetici pozisyonuna atandım. 2013 yılında Türkiye’ye döndüm.

2.Türkiye’nin pek çok açıdan en farklı ve en önde gelen okulu Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunusunuz. Boğaziçili olmanın size katkıları nelerdir? Bizler bu farkı kapatabilmek için neler yapabiliriz?

Okul önemli fakat asıl önemli olan sizin kendinizi geliştirmeniz.

Mezun olduktan sonra ilk veya ikinci işinizde sizin hangi okuldan mezun olduğunuzu soracaklar. Ondan sonraki işlerinizde size daha önce yaptığınız işler, başarılar sorulacak. O anlamda okulun önemi bir noktaya kadar. Okulun benim üzerimdeki en büyük etkisi çok fazla başarılı öğrenci olmasıydı. Benim girdiğim dönemde en kötü derecede olan arkadaşımın sıralaması 160’tı. Tüm öğrenciler çok iyi olunca bu da sizi daha fazla çalışmaya teşvik ediyor. Doğal bir rekabet ortamı oluşuyor. Ama başarılı olabilmek için illa ki birinin sizleri teşvik etmesi gerekmiyor, kendiniz çok fazla çalışmalısınız.

Çok kilit iki nokta şudur ki, iyi bir mühendis olmak ve yabancı dillere sahip olmak. Öncelikle iyi mühendis olun, iyi bir mühendis olmayı öğrenin. Olayı bir mühendis gibi kavramak çok önemli.

Bundan seneler sonra analitik düşünme yeteneğine sahip olmayan insanlar çok fazla başarı elde edemeyecekler.

Çünkü hayatımız çok fazla dijitalize olmakta. Bunları anlamlandırabilen mühendis arkadaşlar çok daha değerli olacaklar. Sonrasında İngilizceyi çok iyi bilmek gerekiyor. İngilizceyi şu an bilmemek sizin için çok büyük bir kayıp. Üstelik İngilizce’nin yanında farklı bir dili de öğrenmek gerekiyor. Bunun hangi dil olduğu hiç farketmez. Çünkü

bir yabancı dil edinmek bir şeyleri kavrayabildiğinizin göstergesi iken, bunun yanında diğer bir yabancı dile sahip olmak bir şeyleri başarabileceğinizin göstergesidir.

 

3.Boğaziçililerin vakıfları olması mezunların sürekli iletişimde kalmasının nasıl faydaları oluyor?
Boğaziçi çok köklü bir okul. Çok yaygın vakıfları var. Farklı bakış açılarına sahip birimleri var.
Bunların çok büyük etkisi oluyor. Boğaziçili olmak denen kavramı bu şekilde almış oluyorsunuz. Aynı şekilde
iyi yetiştirilmiş eğitilmiş insanlarla beraber olma fırsatı yakalıyorsunuz. İş hayatında bu insanlar karşınıza
çıkıyor. Bunu bulmak, bunu korumak çok önemli. Bunun Türkiye’deki çoğu köklü devlet okulunda olduğunu düşünüyorum İTÜ, ODTÜ gibi. Mesela ODTÜ’lülerin birbirlerine hatta yöneticilerine bile “hocam” şeklinde hitapları vardır. Boğaziçililer için biraz Amerikancı yakıştırmalar yapılır, evet biraz da var. Fakat ben kendi adıma Boğaziçililerin bu özelliklerini taşımadığımı düşünüyorum. Maximum diyaloğu, etkileşimi önemli görüyorum.

4. Almanya’da üretim hattı planlama, Türkiye’de üretim planlama ve kontrol departmanlarında yönetici
pozisyonlarında bulundunuz. Alman ekolünün yıllarca içerisinde idiniz. Bu sürede Almanya ve Türkiye
arasında çalışan kültürü, eğitim sistemi ya da sosyal açıdan ne gibi farklılıklar gördünüz? Türkiye’deki bu
eksikliklerin, farklılıkların nasıl giderilebileceğini düşünüyorsunuz?
İlk olarak kültür farklılığı var. Biz sıcakkanlı bir Akdeniz ülkesiyiz, Almanlar ise soğuk bir kuzey ülkesi. Planlı, programlı olmak, olaya yapısal yaklaşmak denildiğinde akla ilk gelecek ülkedir Almanya. Gerçekten de öyle. Orada planlama departmanında çalışmak benim için inanılmaz geliştirici bir deneyimdi. Bizim sıcakkanlı bir millet olamamızın yanında, bir olay üzerinde çok fazla düşünmeyi, detaylandırmayı, sorunun köküne inmeyi sevmiyoruz. Atasözlerimiz de bile bu mevcut “Kervan yolda düzülür.”

Almanlar buna çok dikkat ediyorlar. 10 bölümlük bir işin 7’sini planlamaya ayırıyorlar.

Fakat bazen ekstra yapısalcılıkları onları yavaşlatabiliyor. Almanlar yeni dijital evrim çağında Amerikalılar gibi atak davranamıyor. Whatsapp’ı örnek verecek olursak 2012 yılının başlarında hayatımıza girdi. Toplamda 4-5 yıllık firma olmasına rağmen piyasa değeri, 31 yıllık Alman firması Daimler’i geçmiş durumda. Bu örneği vermemin nedeni Almanyanın, Amerikanın son zamanda çıkarttığı ekstra esnek şirketlere eş değer olarak yarışabilecek şirketi yok. Bunların devamında bu işin yine en iyi aplikasyonunu Almanlar yaparlar. Evet, Almanlar yapısalcı ve yavaştır fakat bir işi sağlam yaparlar. Bizdeyse tam tersi. Yaratıcılığımız var ama bunu etkin sonuca dönüştürmemiz gerekiyor. O yüzden bende burada o dengeyi sağlamaya çalışıyorum.

5. Mercedes gibi dünya lideri olan bir Alman firmasından başka bir sektöre Turkish Technic’e geçiş
süreciniz nasıl oldu?
Almanya’da 7. yılıma yaklaşırken ailemle Türkiye’ye dönme kararı aldık. Bu süreçte iş imkânları için
araştırmalar yapıyordum. Mercedes’te kalmak da bir seçenekti. Bu benim için iyi bir alternatifti. Sonrasında birkaç görüşme yaptım. En güzel teklifi Turkish Technic’ten aldım. İlk olarak yakın zamanda bir şirket birleşmesi söz konusu olacaktı. Turkish Technic HABOM ile MNG’yi satın almıştı. Aynı zamanda THY’nin büyüme grafiğini de göz önüne aldım. Bir yönetici için bu büyük bir avantaj. Sektör değiştirmek de zaten aklımda vardı. Otomotiv endüstrisinden başka bir ulaşım endüstrisi olan havacılığa geçmek hayalimdeydi.

6. Yöneticilik pozisyonunuzda endüstri mühendisi olmanızın hangi yetkinliklerini kullanıyorsunuz?
İlk olarak mühendis olmayı çok önemsiyorum. Ölçmek, bir şeyi analiz etmek, ölçümlemek, onun
devamında değerlendirmek ve sonuca ulaştırmak. Her mühendis insanın, kendine bu fonksiyonları kattığını
düşünüyorum.

Endüstri mühendisliğinin asıl kilit noktası, ana sürücüsü optimizasyondur ve bunun etrafında
dönen faaliyetlerdir.

Bu anlamda planlamada, simülasyonda bu gibi farklı katmanlarda optimizasyon var. Ben en çok bunları kullanıyorum. Bu pozisyonda farklı şeyleri de kullanıyorum En çok dikkat ettiğim çalışma
arkadaşlarımla aramdaki optimizasyon. Benim gibi 15-16 yıllık bu işin içinde olan bir makine, elektrik
mühendisi de aynı şeyleri yapar.

7. Bilgi birikiminiz, tecrübeleriniz doğrultusunda biz endüstri mühendisliği öğrencilerine ve genç
mezunlara ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz Nasıl fark yaratabiliriz?
Dillere çok dikkat ediyorsunuz. Öncelikle Türkçeyi çok iyi bilmek gerekiyor. Bir cümleyi kurarken
özne, yüklem ve tümleci iyi kullanmak çok önemli. Kitap okumak gerekiyor. Sosyal medyayı kullanırken
her şeye hızlıca göz gezdirdiğimiz için bazı şeylere odaklanmamız kısa sürüyor. Bu yüzden 400-500
sayfalık kitaplar okumak zor geliyor gençlere. Sizin gördüğünüz değişim bundan 150 yıl önce
yaşanmıyordu. O zamanlarda inanılmaz değişim olmuyordu. Sizin son 10 yılda gördüğünüz değişimse
inanılmaz. Bu değişim hepimizi zorluyor. En basitinden gelen maillerde yarım yamalak cümleler kullanıyor, bunlar olmamalı. Bol bol kitap okumak, romanlardaki kurguyu kendi hayatımızda oluşturmak gerekiyor.

İngilizce, artı bir dil devamında iyi bir mühendis olmak. Bu üçü çok önemli.

Almış olduğunuz eğitime dikkat etmemiz gerekiyor Eğitim sistemindeki sorunlar bize negatif olarak dönmemeli.
Mazeretleri aşmak lazım. Fark yaratmak böyle oluyor. Herkes çalışıyor. Diğerlerinden farklı olabilmek
için daha çok çalışmak lazım, açığı kapatmak için onun çalışmadığı zamanlarda da çalışmak lazım. Fark yaratmak için kendimizdeki sıra dışı etkiyi uyandırmak gerek.

9.Tempolu is hayatınız dışında neler yapıyorsunuz, hobileriniz nelerdir? Bunlar size ve kariyerinize ne gibi
katkılar sağlamaktadır?
‘Work Life Balance’ diye bir deyim var bu deyim çok önemli. Almanya’nın en çok özlediğim yanı bu
dengeyi çok iyi sağlayabilmekti. Oradayken hayatın içine bunları sığdırabiliyorduk. Spor yapmak veya
hobilerinizi gerçekleştirebilmek çok önemli. Kariyer basamaklarında yürürken bunların etkisini çok fazla
hissedeceksiniz. Ben daha çok matematik olimpiyatlarıyla ilgilendim. Almanya’da el becerisi olanlar
bunları çok güzel kullanıyordu. Spor yapmak gerekiyor bu Almanya’da daha rahattı. Kıyafetim uygunsa işe bisikletle gidebiliyordum. İstanbul’da hayat şartları bunları biraz örseledi. Sporla yapmaya, kitap okumaya çalışıyorum. Televizyon ve telefondan sosyal medya dediğimiz bu yeni çağın vebasından ayırdığım her zamanın bana geri dönüşü inanılmaz yüksek oluyor. Bünyem boş durmayı kaldırmıyor. Ne kadar çok telefonu kapatırsam o kadar çok başka şeylerle ilgilenebiliyorum.
Youtube size beğendiğiniz videoları gösterdiğinde ona takılıp saatlerce izlemeyin beğenebileceğiniz videoları nasıl size verdiğini sorgulayın, araştırın. Onlar dünyanın en iyi beyinlerini, bütün insanları daha fazla orada tutsun diye işe aldı. Amaçları bu. Sizler de bunu sorgulayın. Sizi neden bu kadar iyi tanıdıklarını sorgulayın ama bu
yemi yutmayın. Onların oyun sahası olmayın. Oradan ayırdığınız vakit size artı anlamda yatırım yapar.
Vücudunuza dikkat edin. Ne kadar çok spor yaparsanız o kadar çok kendinizi iyi hissedersiniz. Masa başı
mühendisi, yöneticisi olmaktan hızla uzaklaşın.

 

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir Yazarın Diğer Paylaşımları

Bir Cevap Yazın